Hande Atılgan / ANKARA - Doğum hızındaki yavaşlama, toplum gündeminde tartışılmayı sürdürüyor. Ancak uzmanlar, doğurganlığın uzun yıllar boyunca korunabileceğine dair umut verici bilgiler sunuyor. Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Vakfı (TFRM) Üreme Endokrinolojisi Özel İlgi Grubu Koordinatörü Prof. Dr. Kübra Boynukalın, tüp bebek tedavisi ve doğurganlık koruyucu yöntemlerin, doğurganlık hızını artırma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Boynukalın, "Yumurta dondurma gibi doğurganlık koruma yöntemleri, kadınların üreme potansiyellerini daha ileri yaşlara taşımalarına olanak tanıyor. Bu sayede geciken annelik planlarının biyolojik sınırlamaları kısmen yönetilebilir hale geliyor. Doğurganlık koruyuculuğunun yaygınlaştırılması ve erken başvuru kültürünün oluşturulması, bireysel doğurganlık kaybını azaltırken, toplumsal doğurganlık oranlarını da olumlu yönde etkileyebilir," dedi.
40'lı yaşlarda gebelik riski konusunda bilgi veren TFRM Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sezcan Mümüşoğlu, "Kromozomal anomali riski artıyor, ancak modern tıptaki ilerlemelerle bu risk artık yönetilebilir bir seviyeye gelmiştir," ifadelerini kullandı.
‘Erken Koruma Öncelikli Olmalı’
TFRM Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sezcan Mümüşoğlu, doğurganlığın korunması konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu: "Burada odak noktası, yalnızca doğum sayısının artışı değil; sağlıklı gebelikler ve sağlıklı nesillerin sürdürülebilir şekilde desteklenmesidir. Üreme sağlığı, sadece gebelik planlandığında gündeme gelen bir mesele olmaktan çıkarak, yaşamın ilk dönemlerinden itibaren korunması gereken bir sağlık alanı olarak ele alınmalıdır. Üreme sağlığına yapılan erken yatırımlar, bireysel düzeyde olduğu kadar toplum sağlığı açısından da uzun vadeli kazançlar sağlayacaktır."