Metin Aktaşoğlu / metin.aktasoglu@milliyet.com.tr- ABD ve İsrail ile İran arasında bir ayı aşkın süredir sürdürülen çatışmaların ardından varılan ateşkes, Hürmüz Boğazı'nda beklenilen sükûneti getiremedi. Yakın zamanda Politico'dan sızan bir habere göre, İran, boğazdan geçen gemilerden gemi başına 2.5 milyon dolara kadar geçiş ücreti talep ediyor. Bu durum, uluslararası deniz hukukunu ihlal etmesi açısından kaygı yaratıyor.
Petrol endüstrisinin devlerinin bu talebi ‘şantaj’ olarak nitelendirmesi üzerine Beyaz Saray, konuyla ilgili çalışmalara başladı. Ancak bu kriz yalnızca bu talep ile sınırlı değil. Eğer İran'a bu şekilde müsamaha gösterilirse, küresel olarak başka ülkelerin de benzer hak iddialarında bulunma ihtimali gündeme gelecektir. Boğazlar üzerindeki dolaşım haklarının ihlali, deniz hukukun temel ilkelerinden biri olan zararsız geçiş ilkesini de tehdit ediyor.
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın ve Kocaeli Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan, sürecin hukuki boyutlarını değerlendirerek, Hürmüz Boğazı'ndaki durumun Montrö Sözleşmesi kapsamındaki statüsüne de vurgu yaptı. Prof. Dr. Caşın, İran’ın bu tutumunun uluslararası hukukun temel kurallarını ihlal ettiğini belirtiyor.
İran'ın Durumu Ekonomik Bir Silah Olarak Teşkil Ediyor
Politico'nun haberinde bahsedilen geçiş ücretlerinin kalıcı bir ateşkes için ABD Başkanı Donald Trump tarafından bir “çalışılabilir temel” olarak değerlendirilmesine rağmen, bu durumun uzun vadede sürdürülemeyeceğine dair sektör temsilcileri arasında görüş birliği var. Doç. Dr. Arıcan, İran’ın bu stratejiyi elindeki tek koz olarak kullandığını ifade ediyor.
İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatarak küresel petrol ticaretini tehdit ederken, bu durumun eninde sonunda sona ereceğini belirten Arıcan, böyle bir “haraç sistemi”nin global ekonomi üzerinde katlanılamayacak sonuçlar doğurabileceğini öne sürüyor.
Domino Etkisi ve Küresel Ekonomik Yansımalar
Bu sürecin olası domino etkisinin dünya ekonomisi için yaratabileceği sorunlar, uluslararası hukuk ilkelerinin ihmal edilme ihtimaliyle artmaktadır. Arıcan, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanmanın yalnızca petrol fiyatlarını değil, tüm tüketim maddelerini etkileyebileceği ve bu durumun küresel bir kaosa sebep olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Montrö Sözleşmesi ve Türk Boğazları'nın Önemi
Türkiye’nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi aracılığıyla uluslararası istikrarı sağladığını belirten Prof. Dr. Caşın, Türk Boğazları üzerindeki kontrolün tarihsel bir öneme sahip olduğunu vurguluyor. Yunanistan'ın durumla ilgili tavırları da yakından takip edilmektedir.
Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki bu kriz sadece bölgesel dinamikleri değil, global düzeyde deniz hukukunu ve ekonomik ilişkileri de etkileyen karmaşık bir yapıya sahiptir. Gereken önlemlerin alınmaması durumunda, bu durumun kalıcı hale gelmesi ihtimali dünya için ciddi tehditler oluşturabilir.