Israel Hayom gazetesi, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleşen NATO Zirvesi'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güvenlik ve diplomasi alanlarındaki başarılarının yanında Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak konumunu güçlendirdiğini duyurdu.
Türk ordusunun NATO içinde, ABD'nin ardından en büyük ikinci ordu olmasından ve son on yılda savunma sanayisinin hızla ilerlemesinden bahseden haber, Türkiye'nin uluslararası savunma sanayisinde önemli bir aktör haline gelmeye yönelik stratejiler geliştirdiğini aktarıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Türkiye’nin Avrupa savunma mimarisinde, özellikle Avrupa Birliği’nin 150 milyar avroluk SAFE programında yer alması için baskı yaptığı bilgisi verildi.
TÜRKİYE'NİN REVİZYONİST POLİTİKASI
Ariel Üniversitesi’nden Türkiye uzmanı Dr. Assa Ophir, Türk dış politikasının askeri güçle desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Ophir, Türkiye'nin geçmişteki temkinli politikalarından sıyrılarak daha bağımsız ve kararlı bir yaklaşım benimsediğini belirtti.
Ophir, Türkiye'nin bölgede ve ötesinde etkin bir güç olmak için askeri gücünü artırma yolunda kararlılıkla ilerlediğini ifade etti. Türkiye'nin, Doğu Akdeniz, Karadeniz, Kafkaslar ve Orta Doğu'daki olayları etkileyebilmek için güçlü bir askeri altyapıya ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
NATO üyeliğinin Türk ordusunun gelişimine katkıda bulunduğunu söyleyen Ophir, Türkiye'nin dünya genelinde en gelişmiş ordularla ortak tatbikatlar yapma, istihbarat paylaşımı ve standardizasyon gibi avantajlar sağladığını aktardı.
TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ BÜYÜYOR
Stokholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne göre, Türk savunma sanayi dünya genelinde 11. sırada yer almakta ve küresel silah piyasasının yüzde 1,8'ine sahiptir. Türkiye'nin savunma sanayi ihracatının 2024'te yüzde 29 ve 2025'te ise yüzde 48 artması bekleniyor.
2025 yılında Türkiye'nin askeri harcamalarının 30 milyar dolara ulaşması ve bu miktarın komşu ülkelerin toplam savunma bütçesini geçmesi öngörülüyor. Türkiye'nin askeri harcamaları, Yunanistan, Irak, Azerbaycan, Bulgaristan ve diğer komşu ülkelerin toplam 25 milyar dolarlık askeri bütçelerinin üzerine çıkacak, bu da bölgedeki güç dengesinde önemli değişimlere yol açacak.