Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Osmanlı İmparatorluğu döneminde Sultan II. Abdülhamid tarafından hayal edilen Hicaz Demiryolu, Suudi Arabistan ile yapılan yeni bir anlaşma ile yeniden inşa ediliyor. İstanbul’dan başlayarak Şam üzerinden kutsal topraklara ulaşmayı hedefleyen bu kapsamlı proje, tarihsel kökleri ile modernleşmeyi bir araya getiriyor. Hicaz Demiryolu, Osmanlı döneminde Türk ve Müslüman işçilerin yoğun çaba gösterdiği, tamamlanmasından sonra büyük ekonomik kazançlar elde edilmiş bir yapıydı. Prof. Dr. Özcan Güngör, bu demiryolunun yalnızca bir ulaşım projesi olmadığını, aynı zamanda dini, siyasi ve askerî anlamlar taşıdığını belirtiyor. Hicaz Demiryolu, Osmanlı'nın kendi öz kaynaklarıyla gerçekleştirdiği ve sembolik olarak 'biz yapabiliriz' iddiasını taşıyan önemli bir medeniyet girişimiydi. Proje, sadece hac yolculuğunu kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda Hicaz bölgesindeki Osmanlı egemenliğini pekiştirmek amacıyla da tasarlandı.
Hicaz Demiryolu’nun Tarihî Önemi
Özellikle Medine ile Şam arasında bulunan Medâin-i Sâlih durağı, derin bir tarihi anlam taşıyor. Bu yer, Kur'an'da geçen Semud kavmi ile ilişkilendirilirken, bölgeden geçerken duyulan saygı ve dikkat de dikkat çekiyor. Prof. Dr. Güngör, bu durak ile ilgili olarak, Hicaz’da yaşanan tarihi事件lerin, bölgenin sadece bir ulaşım noktası değil, aynı zamanda ibret verici bir mekan olduğunu belirtiyor. Burada saygı göstermek amacıyla bölgede sessizce geçilmesi, Hicaz Demiryolu'nun tarihsel ve dini anlamını derinleştiriyor.
İsrail'in Korkulu Rüyası
Hicaz Demiryolu’nun yeniden hayata geçirilmesi, özellikle İsrail için ciddi bir endişe kaynağı. Proje, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin işbirliği ile oluşturduğu yeni bir ulaştırma koridoru olarak öne çıkıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu'nun Riyad’da imzaladığı mutabakat, bölgedeki güç dengesini değiştirme potansiyeline sahip
Prof. Dr. Güngör, bu stratejik altyapı hamlesinin yalnızca ekonomik faydalar sağlamakla kalmayacağı, aynı zamanda bölgedeki siyasi dinamiklerin de önemli ölçüde değişmesine neden olacağına dikkat çekiyor. Yeni demiryolu hattı ile Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin güçlenmesi, Orta Doğu'da jeopolitik denklemi köklü bir şekilde değiştirebilir.