Site Rengi

DOLAR 6,1700
EURO 6,7528
ALTIN 326,8
BIST 112.440
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Yağışlı

TEMİZ TOPLUM DERNEĞİ’İNDEN EMİNE BULUT AÇIKLAMASI: HEPİMİZ SUÇLUYUZ!

necdet saraç
AHA.Erdoğan ve AKP’liler ne söylerlerse söylesinler, 9 yıldır “Suriye politikanız yanlış, yapmayın, etmeyin bu politikalarınız sonuçsuz kalmaya mahkum, terörü de, göçü de, barışı da Suriye yönetimi başta olmak üzere İran’la, Irak’la, Mısır’la oturun konuşun” diyenler bir kez daha haklı çıktılar. Olan bizim askerimize, yoksul ailelerin çocuklarına oluyor… Hiçbir şeyin inandırıcılığı kalmadı! Hamaset gerçekmiş gibi sunulduğu gibi, yalanlar da gerçekmiş gibi sunuluyor… Soçi ve Ankara mutabakatlarında “Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine “evet” dedikten sonra İdlib’e “Türkiye toprağı” uygulaması yapmak gibi… Hulis Akar “iki kere haber verdik” derken, Rusların buna tepki bile vermemesi gibi… Türkiye, “fırtına obüslerimizin göklerden ölüm yağdırdı, F-16’larımız göz açtırmadı” derken, Ruslar, “sınırı geçen Türk savaş uçağı bulunmadığını duyurması” gibi… Birgün savaş ilan eder gibi “rejim güçleri hedefimizde” deyip, ertesi gün “diplomasi kanallarının açık olduğunu” söylemek gibi… Sabah yalnızca Suriye değil, Ukrayna üzerinden de Rusya’ya atar yapıp, akla Akkuyu Nükleer Santrali, Türk Akım Projesi, S-400, doğal gaz ve Rus turistler” gibi önemli konular gelince, daha gün bitmeden o akşam “Bizim Rusya ile şu aşamada bir çatışma ya da bir ciddi çelişki içerisine girmemize gerek yok” diyerek Putin’le görüşmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmak gibi… Bunca yaşanandan sonra artık gerçekleri kabul etme zamanıdır! Olmayanı “olmuş”, yalanı “gerçek” gibi sunmaktan vazgeçilmediği taktirde, yalnızca İdlib’de değil, bölgede daha fazla kan ve gözyaşı döküleceği çok açık… Erdoğan’ın “rejim” diye ifade ettiği Esad yönetimi, onca yıkıma rağmen bu sürecin kazanını olmuştur. İdlib de HTŞ’den temizlenmesi bu ‘zafer’in simgesi olacaktır. Suriye’nin İdlib ısrarında bu gerçek yatıyor. Rusya’nın “asıl patron” olması ise bu gerçeği değiştirmez! Putin’le görüştükten sonra Erdoğan’ın Suriye ordusunun Şubat sonuna kadar gözlem noktası sınırlarına çekileceğini açıklaması “dilekten” öte bir anlam ifade etmemektedir. Siyasal İslamcı terör gruplarının İdlib’de tutunma şansları kalmamıştır. İdlib “düştükten” sonra Suriye’nin süreç içinde Rusya desteğinde diğer bölgeleri de “geri alacağı” bilinen bir gerçekliktir… Türkiye hesabını buna göre yapması gerekir! Hesap bu gerçeğe göre yapılmazsa son günlerde hem Rus basınında, hem de Avrupa basınında yapılan bazı haberlerde görüleceği gibi “Türkiye’nin El Kaide ve IŞİD bağlantı” iddiaları belli ki yeniden ortalığa dökülecektir. Erdoğan ve AKP politikaları bölgede kaybetmiştir. Türkiye’nin elinde kala kala bir tek “Avrupa’ya kitlesel göç kozu” kalmıştır! O kozun da işin doğrusu Almanya dışında başka ciddi bir alıcısı bulunmamaktadır. Kaldı ki İdlib’le ilgili olarak sürekli dile getirilen ve 3-4 milyonla ölçülen rakamların çok abartılı olduğu da ısrarla söylenmektedir. (Bu konuda bölgeyi çok iyi bilen ve 9 yıldır öngörüleri doğru çıkan Ömer Ödemiş’in “İdlib yalanları” başlıklı makalesini okumakta yarar var.) 9 yıllık deney defalarca gösterdi ki, savaş isteği, acıyı, gözyaşını, ölümü ve göçü beraberinde getirdi. Doğru sorunun “Suriyelilerin burada ne işi var” sorusu değil, “Türkiye’nin Suriye’de ne işi var” sorusu olduğu ortaya çıktı! Yalnızca bu nedenle bile, barış isteyenlerin birkaç adım öne çıkması, savaşa ve yalanlara meydan okumasının tam da zamanı… Hep yazdık, yazmaya devam etmeli: Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasal birliğini savunan Türkiye bölgede “siyasi olarak yenildiğini” görmeli ve yeni maceralar aramak yerine Suriye’nin “meşru rejimi” ile anlaşarak, Suriye toprağı olan İdlib’den çekilmeli ve Suriye ile birlikte, AB’nin ve BM’nin de katılacağı “Göç, Terör ve Barış Konferansı” toplamalıdır!

AHA.Temiz Toplum Derneği Genel Başkanı Bilal Ay, eski eşi tarafından canice katledilen Emine Bulut hakkında açıklamalarda bulundu. Ay, “Kadına şiddetin son 7 yılda yüzde 1400, kadın cinayetlerinin son 10 yılda yüzde 300 arttığı bir ortamda, Emine Bulut’un katilinin sadece, canice bir cinayet işleyen eski eşi olmadığını düşünüyoruz” denilen açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Bugün Türkiye’de sıradan bir gün…

Bugün yine bir kadın, Emine Bulut, katledildi.

Bugün bir kadın çocuğunun gözleri önünde, hem de boğazı kesilerek öldürüldü…

Bir annenin hayatına, bir evladın çocukluğuna bugün son verildi.

Acımız da, üzüntümüz de öfkemiz de büyük, çok büyük!

Biz Temiz Toplum Derneği olarak herşeyden önce gerçek bir adalet talep ediyoruz. Ancak bu meselenin sadece adli bir vaka olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin de altını kalın çizgilerle çizmek istiyoruz.

Giderek büyüyen kadın cinayetlerinin bu son halkasınından sonra, artık sonuçları değil sebepleri konuşmanın, bu konuda ciddi ve işe yarar adımlar atmanın zamanının çoktan geçtiğini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Kadına şiddetin son 7 yılda yüzde 1400, kadın cinayetlerinin son 10 yılda yüzde 300 arttığı bir ortamda, Emine Bulut’un katilinin sadece, canice bir cinayet işleyen eski eşi olmadığını düşünüyoruz.

Biz Temiz Toplum Derneği olarak, bu vahşeti gerçekleştiren kişi kadar, hepimizin suçlu olduğunu ifade etmek istiyoruz.

Şiddetin bu denli özendirildiği, dizilere reyting, filmlere gişe, gazetelere tiraj olduğu günümüzde bu yaşananları, üzülerek ifade edelim ki, süpriz olarak göremiyoruz.

Aile mefhumunun bu denli saldırıya uğradığı zamanlarda, bu sonucu şaşırtıcı bulamıyoruz.

Sosyal dokumuzun her geçen gün tahrip edildiği, ahlaki değerlerimizin hiçe sayıldığı, maneviyatımızın taarruz altında olduğu ülkemizde sadece olayları acı içerisinde seyredebiliyoruz.

Üzülerek ifade ediyoruz ki Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız da, bu konulara yaklaşımı ve bakış açısıyla adeta yangına körükle gittiğini, ateşe odun taşıyan bir yaklaşımla çözümün değil sorununun bir parçası olduğunu düşünüyoruz.

Oysaki, her geçen dakika, yeni kadın cinayetleriyle bizleri karşı karşıya kalıyoruz.

Biz bu noktada Temiz Toplum Derneği olarak şu çözüm önerilerimizi kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz:

Öncelikle sorunun çözümünü, uzaklarda değil kendi köklerimizde aranmalı.

İstanbul Sözleşmesi ve türevi, aile yapımıza dinamit koyan her türlü sözleşme ve politika derhal sonlandırılmalı.

Aile içi şiddete sebep olabilecek ekonomik, sosyal, kültürel etkenler devlet ve sivil toplum işbirliği ile ortadan kaldırılmalı.

Cezaevleri gerçekten ıslah vazifesi görecek alanlara dönüştürülmeli.

Gerek medya gerekse sosyal medyada şiddeti öven ve özendiren içerikler çok daha titiz bir şekilde denetlenmeli.

Eğitim sistemimiz, şefkat ve merhamet temelinde yeniden gözden geçirilmeli.

Son olarak, toplumumuzun tamamını ilgilendiren bu konuda, herkesi çözümün bir parçası olmaya ve sevgi, şefkat, merhamet, diğergamlık gibi değerlerin yeniden yükseldiği bir toplum için çalışmaya davet ediyoruz.”

Paylaşın:
REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

× Whatsapp İhbar Hattı