DOLAR 8,0580
EURO 9,6752
ALTIN 460,38
BIST 1.408
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Çok Bulutlu
İstanbul
19°C
Çok Bulutlu
Pts 17°C
Sal 16°C
Çar 18°C
Per 18°C

Süleyman Demirel ile geçen 35 yıl ve en yakın tanığı Şükrü Çukurlu ile söyleşi

Süleyman Demirel ile geçen 35 yıl ve en yakın tanığı Şükrü Çukurlu ile söyleşi
28.03.2021
18
A+
A-

AHA.Süleyman Demirel’in 35 yıl korumalığını yapan Şükrü Çukurlu Demirel’le geçen yıllarını anlattı tün Bilinmeyenleri verdiği bu röportaj’da izleye bilirsiniz.9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in en yakınındaki isimlerden, 35 yıllık koruma müdürü Şükrü Çukurlu, yarın toprağa verilecek Demirel’in Cumhurbaşkanlığı’ndan ayrıldığı günlerde eşi Nazmiye Hanım ile yaşadığı ilginç koltuk, halı kavgasını Hürriyet’le

Şükrü Çukurlu: Demirel’in Mal-Mülk Hırsı Hiç Yoktu

9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in en yakınındaki isimlerden, 35 yıllık koruma müdürü Şükrü Çukurlu, yarın toprağa verilecek Demirel’in Cumhurbaşkanlığı’ndan ayrıldığı günlerde eşi Nazmiye Hanım ile yaşadığı ilginç koltuk, halı kavgasını Hürriyet’le paylaştı. Çukurlu, Nazmiye Hanım’ın ‘kısmi’ zaferiyle sonuçlanan koltuk, halı kavgasını şöyle anlattı:Şükrü Çukurlu: Demirel'in Mal-Mülk Hırsı Hiç YoktuHALI ISPARTA’DAN

“Sayın Demirel’in hiç malı-mülkü yoktu, mal-mülk hırsı da yoktu. Bir burası (Güniz Sokak’taki ev) vardı, o da 3 kardeşin hisseli mülkü. Cumhurbaşkanlığı’ndaki süresinin bittiği günlerdi, Beyefendi bir gün beni çağırdı. ‘Nazmiye’den anahtarları al, eve gidip bir bak, ortalığı bir düzeltelim’ dedi. Ben de gidip baktım. Sonuçta 6-7 yıl girilmemiş bir ev, koltuklar, halılar dahil her şey perişandı. ‘Koltuklar, halılar çok kötü durumda, bunları atıp yenileyelim’ dedik. Beyefendi itiraz etti; ‘Hayır, koltukları Siteler’e götürüp yüz yaptırın’ dedi. Sonuçta bunu söyleyen, Türkiye’nin 50 yılına damgasını vurmuş bir insandı. Tabii gidip koltuklara yüz yaptırdık. Hanımefendi 15 gün kavga etti Beyefendi’yle. Hanımefendi, eşyaların çok kötü durumda olduğunu söyleyip, değiştirelim diyordu. Özelikle halılar çok kötü durumdaydı, onları işaret ediyordu. Beyefendi ise ‘Ne olacak halı işte, değiştirip de ne olacak, halının üzerinde mi yatıyoruz, çiğneyip geçiyoruz, kalsın’ dedi. Sonunda kadın gücü kendini gösterdi. Isparta’dan bir iki halı getirildi, o şekilde oturulur hale getirdik evi. Onun dışında evde tadilat falan gibi bir şey yapılmadı.

BİR KÜRT AHMET VARDI

Ben iddia ediyorum, benim evimdeki eşyalar onun evindekinden daha lükstü. Evinde öyle hizmetçisi, aşçısı yoktu. Kürt Ahmet derdik, sadece o vardı. O da gerektiğinde Beyefendi’ye, Hanımefendi’ye kafa tutardı. Hem evi temizler, hem yemek yapardı. Yaşantısı, normal orta derece bir memurun yaşantısından farklı değildi. Anadolu’nun kültürü nedir, Demirel’in evidir; Demirel’in evi nedir, Anadolu’nun yaşantısıdır, olay budur.
Beyefendi’ye derviş sadakatiyle hizmet ettim. Bilgisayar gibiydi, hafızası çok güçlüydü. Kendisinin başka bir hobisi, alışkanlığı, lüksü yoktu, sırf çalışmak… Dünyada ne kadar kitap çıktı, belki yazarından önce Demirel’e gelirdi. Gece 1-2’lere kadar okurdu. Tek hobisi çalışmaktı, başka bir keyfi, zevki yoktu. ‘Hiç yorulmuyor, usanmıyor musunuz’ diye sorulduğunda, ‘Ben yorulduğum, usandığım zaman iş değiştiririm’ derdi. Bir de kızmazdı. ‘Kızdığınız zaman dengenizi kaybedersiniz, sonra da kavga edersiniz’ derdi. Bir başka sözü daha vardı, ‘Barışmayı bilmeyen kavga etmemeli’ derdi.

ÇANTADAKİ KURAN

Kahvaltıda öyle çok fazla bir şey yemezdi ama asla kahvaltı masasında yalnız olmazdı. O sofrada da Anadolu’nun her yerinden bir şeyler olurdu. Beyefendi, ‘Anadolu beni besler’ derdi. Her sabah güne başlarken çevresindeki bütün herkesin tek tek hatırını sorup günaydın der, ellerini sıkardı. 35 yıl çantasını taşıdım, şehir dışına çıktığımızda çantasında mutlaka Kuran-ı Kerim olurdu. Bir gün sormuşlar kendisine, ‘Pişmanlığınız var mı’ diye, ‘Kuran’ı hıfzetmediğime çok pişmanım’ demiş. Kimseyi de hatır için korumazdı. Mesela Cumhurbaşkanlığındayken yakın akrabası bir komiseri bizim ekibe vermişlerdi, yanlışları olunca bir iki uyardım, baktım olmuyor oradan gönderdim. Araya girenler de oldu ama ben nedenini anlatınca bir daha üzerinde durulmadı.”

KAYNAK/RÖPORTAJ GAZETESİ

Söyleşi: Turan Yılmaz

Paylaşın:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

× Whatsapp İhbar Hattı