Site Rengi

DOLAR 6,1823
EURO 6,7870
ALTIN 325,9
BIST 110.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Yağışlı

SOYLU AÇIK VE NET SÖYLEDİ İSTANBUL VE ANKARA’YA KAYYUM İDDİASI SÖZ KONUSU DEĞİL

necdet saraç
AHA.Erdoğan ve AKP’liler ne söylerlerse söylesinler, 9 yıldır “Suriye politikanız yanlış, yapmayın, etmeyin bu politikalarınız sonuçsuz kalmaya mahkum, terörü de, göçü de, barışı da Suriye yönetimi başta olmak üzere İran’la, Irak’la, Mısır’la oturun konuşun” diyenler bir kez daha haklı çıktılar. Olan bizim askerimize, yoksul ailelerin çocuklarına oluyor… Hiçbir şeyin inandırıcılığı kalmadı! Hamaset gerçekmiş gibi sunulduğu gibi, yalanlar da gerçekmiş gibi sunuluyor… Soçi ve Ankara mutabakatlarında “Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine “evet” dedikten sonra İdlib’e “Türkiye toprağı” uygulaması yapmak gibi… Hulis Akar “iki kere haber verdik” derken, Rusların buna tepki bile vermemesi gibi… Türkiye, “fırtına obüslerimizin göklerden ölüm yağdırdı, F-16’larımız göz açtırmadı” derken, Ruslar, “sınırı geçen Türk savaş uçağı bulunmadığını duyurması” gibi… Birgün savaş ilan eder gibi “rejim güçleri hedefimizde” deyip, ertesi gün “diplomasi kanallarının açık olduğunu” söylemek gibi… Sabah yalnızca Suriye değil, Ukrayna üzerinden de Rusya’ya atar yapıp, akla Akkuyu Nükleer Santrali, Türk Akım Projesi, S-400, doğal gaz ve Rus turistler” gibi önemli konular gelince, daha gün bitmeden o akşam “Bizim Rusya ile şu aşamada bir çatışma ya da bir ciddi çelişki içerisine girmemize gerek yok” diyerek Putin’le görüşmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmak gibi… Bunca yaşanandan sonra artık gerçekleri kabul etme zamanıdır! Olmayanı “olmuş”, yalanı “gerçek” gibi sunmaktan vazgeçilmediği taktirde, yalnızca İdlib’de değil, bölgede daha fazla kan ve gözyaşı döküleceği çok açık… Erdoğan’ın “rejim” diye ifade ettiği Esad yönetimi, onca yıkıma rağmen bu sürecin kazanını olmuştur. İdlib de HTŞ’den temizlenmesi bu ‘zafer’in simgesi olacaktır. Suriye’nin İdlib ısrarında bu gerçek yatıyor. Rusya’nın “asıl patron” olması ise bu gerçeği değiştirmez! Putin’le görüştükten sonra Erdoğan’ın Suriye ordusunun Şubat sonuna kadar gözlem noktası sınırlarına çekileceğini açıklaması “dilekten” öte bir anlam ifade etmemektedir. Siyasal İslamcı terör gruplarının İdlib’de tutunma şansları kalmamıştır. İdlib “düştükten” sonra Suriye’nin süreç içinde Rusya desteğinde diğer bölgeleri de “geri alacağı” bilinen bir gerçekliktir… Türkiye hesabını buna göre yapması gerekir! Hesap bu gerçeğe göre yapılmazsa son günlerde hem Rus basınında, hem de Avrupa basınında yapılan bazı haberlerde görüleceği gibi “Türkiye’nin El Kaide ve IŞİD bağlantı” iddiaları belli ki yeniden ortalığa dökülecektir. Erdoğan ve AKP politikaları bölgede kaybetmiştir. Türkiye’nin elinde kala kala bir tek “Avrupa’ya kitlesel göç kozu” kalmıştır! O kozun da işin doğrusu Almanya dışında başka ciddi bir alıcısı bulunmamaktadır. Kaldı ki İdlib’le ilgili olarak sürekli dile getirilen ve 3-4 milyonla ölçülen rakamların çok abartılı olduğu da ısrarla söylenmektedir. (Bu konuda bölgeyi çok iyi bilen ve 9 yıldır öngörüleri doğru çıkan Ömer Ödemiş’in “İdlib yalanları” başlıklı makalesini okumakta yarar var.) 9 yıllık deney defalarca gösterdi ki, savaş isteği, acıyı, gözyaşını, ölümü ve göçü beraberinde getirdi. Doğru sorunun “Suriyelilerin burada ne işi var” sorusu değil, “Türkiye’nin Suriye’de ne işi var” sorusu olduğu ortaya çıktı! Yalnızca bu nedenle bile, barış isteyenlerin birkaç adım öne çıkması, savaşa ve yalanlara meydan okumasının tam da zamanı… Hep yazdık, yazmaya devam etmeli: Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasal birliğini savunan Türkiye bölgede “siyasi olarak yenildiğini” görmeli ve yeni maceralar aramak yerine Suriye’nin “meşru rejimi” ile anlaşarak, Suriye toprağı olan İdlib’den çekilmeli ve Suriye ile birlikte, AB’nin ve BM’nin de katılacağı “Göç, Terör ve Barış Konferansı” toplamalıdır!
08.09.2019
163
A+
A-

AHA.İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CNN Türk ekranlarında Hakan Çelik’in programına konuk oldu.İstanbul’a kayyum gündemine ilişkin programda konuşacağını duyuran Soylu’nun açıklamasından başlıklar şöyle:

SURİYE’DE KARA DEVRİYESİ

Türkiye burada pasif bir politika sürdürmedi. Dünya siyasetinde bunu belli etti. Eğer ABD devriye atmayı, yani bizim silahlı kuvvetlerimizle devriye atmayı kabul ediyorsa bu attığımız adımlarla oluşmuş bir süreçtir.

Türkiye dünyada birçok ülkenin “bu topa girmeyeyim” dediği başlıklarında önemli adımlar attı.

Paydaş olduğumuz Avrupa’nın duyarsızlığını bugün de değerlendiriyoruz, gelecekte tarihte de değerlendirilecek.

KAYYUM AÇIKLAMASI

Kayyum da kayyım da hukuken hatalı kavramlar. Burada belediyelere geçici görevlendirme var. Biz belediye başkanını geçici olarak görevden alıyoruz, bir vekil atıyoruz.

(Seçilmiş olanların bu şekilde görevden uzaklatırılmasının hatalı olduğu söyleniyor. Davutoğlu ve Gül de böyle açıklamalar yaptı.) Onlara yanıtım çok net. Biz terörle iltisaklı 94 belediye başkanını görevden aldık. Yasalar çok açık, teröre yardım ve yataklık yapan, iltisaklı olan… Bu konuda yapılan soruşturmalar ve tutuklamalar sonrası İçişleri Bakanı görevden alma hakkına sahip. Bu hakkı kullanmayın diyorlar.

(Seçime nasıl girdiler diyorlar)İkisinin hukuki altyapısı farklı. Ama kanunun bana söylediği apayrı. Ben bunu denetlemekle yükümlüyüm, devletin kurallarına uygun çalışıp çalışmadığına bakmak durumdayım. 100 liralık ihaleyi 100 bin liraya yaptı, ben bunu araştırmak durumdayım. Seçilmişlik istediği hukuksuzluğu, istediği yolsuzluğu yapma hakkı vermez. Şırnak Belediyesi’nde havan mühimmatı çıktı, bunlar da seçilmiş, görevden almayacak mıyız?

Herkes biliyor ki eş başkan atamasını Kandil yapıyor. 521 çocuğu terörist olarak dağa götürdü bunlar. CHP seçilmişlik diyecek, Abdullah Gül, Davutoğlu da seçilmişlik diyecek…

Seçilmiş olmak yolsuzluk, teröre destek yetkisi vermez. Herkes demokrasi kurallarına riayet edecek.

İSTANBUL VE ANKARA’YA KAYYUM İDDİASI

İstanbul Haziran ayında bir karar verdi. Bu karar İstanbul’da belediye başkanı seçme kararıdır. Bu karar hem demokratik bir karardır hem de hukuki bir karardır.

Bir belediye Türkiye’yi yönetmek için değil, belediyeyi yönetmek için seçilir. Önce işinizi yapacaksınız. Biz bu belediyelerdin Diyarbakır, Mardin ve Van’ın alınmasının terörle irtibatlarından dolayı olduğunu ifade ettik. Buradan kalkıp İstanbul seçmeninin meşruiyetini meşruiyetsizliğe ciro etmek doğru değil.

PKK teröristlerini ziyaret eden, ismini caddeye verenlere ben selam göndermedim. Terörle karşı mücadeleye ilişkin atılan adımlara karşı açıklama yapanları ben uyarırım, bu benim İçişleri Bakanı olarak hakkım.

HDP önünde şimdi anneler var, annesinin kucağından çocuğunu almış dağa götürmüş. İstanbul seçmenine söylüyorum, çocuklarınız yarın okula başlayacak, kaçta gelecek diye bekleyeceksiniz, yarım saat geç gelirse deli divane olursunuz, bu anneler orada bir feryadı dile getiriyor. Buna devlet baksın demek aymazlıktır, vicdansızlıktır. Buna devlet bakıyor, biz bine yakın terörist ailesiyle görüşüyoruz, biz bu projeyi 2 yıldır sürdürüyoruz. Geçen yıl 165 teröristi aileleriyle işlettiğimiz süreç sonunda geri getirdik, bu yıl da bu sayıya ulaştık

Biz bu işi buraya getiriyoruz, sen diyorsun ki sana karşı yanlış yapıldı, biz sizin yanınızdayız. Kime karşı yanlış yaptık?

CHP’lilerin hiç mi vicdanı sızlamıyor?

Ses çıkarmayalım, orada teröre destek sürsün, dağa çıksınlar… Türkiye 40 yıldır bunu yaşıyor, artık yaşamasın.

Ne İstanbul ne de Ankara, herkesin kendisine ait bir yetki çerçevesi vardır… Ben pazar günü söylerim dediğimde aslen şunu söyledim, bana bu soruyu soran Fox TV, bir yerden bir şey kanatabilir miyim diye… Açıklayacağım şey şu… Muhtarlığın kendi kuralları var, yasası var. Belediye başkanları kendi kuralları var, yasası var. Kaymakamlığın kendi kuralları var, yasası var. Vali, bakan bütün bunların tamamı yasalar çerçevesinde hareket ediyor. İstanbul, Ankara ve diğer yerlere kayyum atanması için terörle iltisaklı olması gerekir. Bunu ortaya atanlar Diyarbakır, Van ve Mardin’de atılan adımları sulandırıyor. İstanbul ve Ankara’ya kayyum söz konusu değil.haber sol

Paylaşın:
REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

× Whatsapp İhbar Hattı