Site Rengi

DOLAR 6,1693
EURO 6,7445
ALTIN 326,7
BIST 113.219
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Yağışlı

Medya AŞ’deki görevlerine son verilenler İBB önünde açıklama yaptı

necdet saraç
AHA.Erdoğan ve AKP’liler ne söylerlerse söylesinler, 9 yıldır “Suriye politikanız yanlış, yapmayın, etmeyin bu politikalarınız sonuçsuz kalmaya mahkum, terörü de, göçü de, barışı da Suriye yönetimi başta olmak üzere İran’la, Irak’la, Mısır’la oturun konuşun” diyenler bir kez daha haklı çıktılar. Olan bizim askerimize, yoksul ailelerin çocuklarına oluyor… Hiçbir şeyin inandırıcılığı kalmadı! Hamaset gerçekmiş gibi sunulduğu gibi, yalanlar da gerçekmiş gibi sunuluyor… Soçi ve Ankara mutabakatlarında “Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine “evet” dedikten sonra İdlib’e “Türkiye toprağı” uygulaması yapmak gibi… Hulis Akar “iki kere haber verdik” derken, Rusların buna tepki bile vermemesi gibi… Türkiye, “fırtına obüslerimizin göklerden ölüm yağdırdı, F-16’larımız göz açtırmadı” derken, Ruslar, “sınırı geçen Türk savaş uçağı bulunmadığını duyurması” gibi… Birgün savaş ilan eder gibi “rejim güçleri hedefimizde” deyip, ertesi gün “diplomasi kanallarının açık olduğunu” söylemek gibi… Sabah yalnızca Suriye değil, Ukrayna üzerinden de Rusya’ya atar yapıp, akla Akkuyu Nükleer Santrali, Türk Akım Projesi, S-400, doğal gaz ve Rus turistler” gibi önemli konular gelince, daha gün bitmeden o akşam “Bizim Rusya ile şu aşamada bir çatışma ya da bir ciddi çelişki içerisine girmemize gerek yok” diyerek Putin’le görüşmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmak gibi… Bunca yaşanandan sonra artık gerçekleri kabul etme zamanıdır! Olmayanı “olmuş”, yalanı “gerçek” gibi sunmaktan vazgeçilmediği taktirde, yalnızca İdlib’de değil, bölgede daha fazla kan ve gözyaşı döküleceği çok açık… Erdoğan’ın “rejim” diye ifade ettiği Esad yönetimi, onca yıkıma rağmen bu sürecin kazanını olmuştur. İdlib de HTŞ’den temizlenmesi bu ‘zafer’in simgesi olacaktır. Suriye’nin İdlib ısrarında bu gerçek yatıyor. Rusya’nın “asıl patron” olması ise bu gerçeği değiştirmez! Putin’le görüştükten sonra Erdoğan’ın Suriye ordusunun Şubat sonuna kadar gözlem noktası sınırlarına çekileceğini açıklaması “dilekten” öte bir anlam ifade etmemektedir. Siyasal İslamcı terör gruplarının İdlib’de tutunma şansları kalmamıştır. İdlib “düştükten” sonra Suriye’nin süreç içinde Rusya desteğinde diğer bölgeleri de “geri alacağı” bilinen bir gerçekliktir… Türkiye hesabını buna göre yapması gerekir! Hesap bu gerçeğe göre yapılmazsa son günlerde hem Rus basınında, hem de Avrupa basınında yapılan bazı haberlerde görüleceği gibi “Türkiye’nin El Kaide ve IŞİD bağlantı” iddiaları belli ki yeniden ortalığa dökülecektir. Erdoğan ve AKP politikaları bölgede kaybetmiştir. Türkiye’nin elinde kala kala bir tek “Avrupa’ya kitlesel göç kozu” kalmıştır! O kozun da işin doğrusu Almanya dışında başka ciddi bir alıcısı bulunmamaktadır. Kaldı ki İdlib’le ilgili olarak sürekli dile getirilen ve 3-4 milyonla ölçülen rakamların çok abartılı olduğu da ısrarla söylenmektedir. (Bu konuda bölgeyi çok iyi bilen ve 9 yıldır öngörüleri doğru çıkan Ömer Ödemiş’in “İdlib yalanları” başlıklı makalesini okumakta yarar var.) 9 yıllık deney defalarca gösterdi ki, savaş isteği, acıyı, gözyaşını, ölümü ve göçü beraberinde getirdi. Doğru sorunun “Suriyelilerin burada ne işi var” sorusu değil, “Türkiye’nin Suriye’de ne işi var” sorusu olduğu ortaya çıktı! Yalnızca bu nedenle bile, barış isteyenlerin birkaç adım öne çıkması, savaşa ve yalanlara meydan okumasının tam da zamanı… Hep yazdık, yazmaya devam etmeli: Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasal birliğini savunan Türkiye bölgede “siyasi olarak yenildiğini” görmeli ve yeni maceralar aramak yerine Suriye’nin “meşru rejimi” ile anlaşarak, Suriye toprağı olan İdlib’den çekilmeli ve Suriye ile birlikte, AB’nin ve BM’nin de katılacağı “Göç, Terör ve Barış Konferansı” toplamalıdır!
22.08.2019
179
A+
A-

AHA.İBB’nin Saraçhane’de bulunan yönetim binası önünde toplanan grup adına Mihraban Çetinel basın açıklamasını okudu.Çetinay, “Bizleri ‘bankamatik çalışanı’ veya ‘trol’ olarak nitelendirenlere de hukuki gerekenin yapılacağını söylemek istiyoruz” dedi.

Saraçhane’de grup adına basın bildirisini okuyan Mihriban Çetinay, İBB Medya AŞ’nin, 184 kişinin çalıştığı, belediyenin proje, etkinlik, faaliyet ve hizmetlerini duyurduğu, İstanbulluları gerek haber gerekse kültür sanat alanında bilgilendirilen yayın mecralarına sahip bir iştirak şirketi olduğunu anlattı.

Çetinay, “CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu seçim dönemi katıldıkları programlar ve meydanlarda ısrarla kimseyi işten çıkarmayacaklarını söyledikleri halde, usulsüzce ve hiçbir gerekçe gösterilmeksizin 20 Ağustos 2019’da aralarında özel kalem, müdür, şef, kameraman, muhabir, editör, teknik ekip ve idari personel olmak üzere 50 çalışanın işine son vermiştir.” diye konuştu.

Çetinay, şöyle devam etti:

“Usulsüzce işten çıkarılmayla birlikte özellikle sosyal medyada hakkımızda oluşturulan karalama kampanyası, iftiralar, hakaretler ve yalanlarla oluşturulan içi boş algıları iddia sahiplerine iade ediyoruz. Gecesini gündüzüne katıp bu şehre hizmet için çalışmış bizleri ‘bankamatik çalışanı’ veya ‘trol’ olarak nitelendirenlere de hukuki gerekenin yapılacağını söylemek istiyoruz. Usulsüzlüğü kabul etmediğimizi belirterek tüm yasal haklarımızı kullanacağımızı kamuoyuna bildiririz.”

Medya AŞ’de kameraman ve editör olarak çalışan Göktuğ Çakmak ise ve Rümeysa Perçinkaya, nişanlı olduklarını ve 2 hafta sonra evleneceklerini söyledi.
Çakmak, “Ayın 20’sinde mesaj geldi ‘SGK’dan kesintiniz olmuştur, iş akdiniz feshedilmiştir.’ diye. Kimseye bir şey söylenmedi. Haber verilmeden işten çıkartıldık. Apar topar herkes insan kaynaklarının yanına çıktı. 50 kişilik bir liste oluşturulmuş. Bu kişilerin hepsi işten çıkartıldı. Çıkartırken bir sebep belirtilir, performans düşüklüğü olabilir, böyle bir durum da yok. Sözleşmede, sebepsiz işten çıkartılmayı göstermişler.” diye konuştu.

Perçinkaya ise, “Düğünden önce böyle bir şey yaşamamız üzdü. Düğünden sonra önümüze bakacağız. Sebep eğer partiyse bile, ‘Partili partisiz ayırt etmeksizin herkesi çalıştıracağım, herkesle çalışacağım.’ dedi. Ben 2011’den beri buradayım. ‘Liyakata bakacağım, emeğe değer vereceğim, emekçinin yanında olacağım.’ dedi. Benim emeğim kadar kimsenin emeği yok bu şirkette ve beni işten attı.” diye konuştu.

İşten çıkartılan Medya AŞ İnsan Kaynakları Şefi Erkan Yaldız da “Sosyal medyadan bize linç kampanyası yapılıyor. İnsan kaynakları şefinin bankamatik olma ihtimali var mı? Ben personelin girişini, çıkışını takip eden birisiyim. Kamu hakkını, belediye hakkını koruyan, tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyan birisiyim ben. Benim 3,5 yaşında çocuğum var. Ben o haramı çocuğuma yedirmem.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın:
REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

× Whatsapp İhbar Hattı