Site Rengi

DOLAR 6,1787
EURO 6,7864
ALTIN 328,1
BIST 110.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Yağışlı

İMAMOĞLU’NDAN 30 AĞUSTOS MESAJI: “BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ BU BAYRAMLARDA DİRİ TUTACAĞIZ”

necdet saraç
AHA.Erdoğan ve AKP’liler ne söylerlerse söylesinler, 9 yıldır “Suriye politikanız yanlış, yapmayın, etmeyin bu politikalarınız sonuçsuz kalmaya mahkum, terörü de, göçü de, barışı da Suriye yönetimi başta olmak üzere İran’la, Irak’la, Mısır’la oturun konuşun” diyenler bir kez daha haklı çıktılar. Olan bizim askerimize, yoksul ailelerin çocuklarına oluyor… Hiçbir şeyin inandırıcılığı kalmadı! Hamaset gerçekmiş gibi sunulduğu gibi, yalanlar da gerçekmiş gibi sunuluyor… Soçi ve Ankara mutabakatlarında “Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine “evet” dedikten sonra İdlib’e “Türkiye toprağı” uygulaması yapmak gibi… Hulis Akar “iki kere haber verdik” derken, Rusların buna tepki bile vermemesi gibi… Türkiye, “fırtına obüslerimizin göklerden ölüm yağdırdı, F-16’larımız göz açtırmadı” derken, Ruslar, “sınırı geçen Türk savaş uçağı bulunmadığını duyurması” gibi… Birgün savaş ilan eder gibi “rejim güçleri hedefimizde” deyip, ertesi gün “diplomasi kanallarının açık olduğunu” söylemek gibi… Sabah yalnızca Suriye değil, Ukrayna üzerinden de Rusya’ya atar yapıp, akla Akkuyu Nükleer Santrali, Türk Akım Projesi, S-400, doğal gaz ve Rus turistler” gibi önemli konular gelince, daha gün bitmeden o akşam “Bizim Rusya ile şu aşamada bir çatışma ya da bir ciddi çelişki içerisine girmemize gerek yok” diyerek Putin’le görüşmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmak gibi… Bunca yaşanandan sonra artık gerçekleri kabul etme zamanıdır! Olmayanı “olmuş”, yalanı “gerçek” gibi sunmaktan vazgeçilmediği taktirde, yalnızca İdlib’de değil, bölgede daha fazla kan ve gözyaşı döküleceği çok açık… Erdoğan’ın “rejim” diye ifade ettiği Esad yönetimi, onca yıkıma rağmen bu sürecin kazanını olmuştur. İdlib de HTŞ’den temizlenmesi bu ‘zafer’in simgesi olacaktır. Suriye’nin İdlib ısrarında bu gerçek yatıyor. Rusya’nın “asıl patron” olması ise bu gerçeği değiştirmez! Putin’le görüştükten sonra Erdoğan’ın Suriye ordusunun Şubat sonuna kadar gözlem noktası sınırlarına çekileceğini açıklaması “dilekten” öte bir anlam ifade etmemektedir. Siyasal İslamcı terör gruplarının İdlib’de tutunma şansları kalmamıştır. İdlib “düştükten” sonra Suriye’nin süreç içinde Rusya desteğinde diğer bölgeleri de “geri alacağı” bilinen bir gerçekliktir… Türkiye hesabını buna göre yapması gerekir! Hesap bu gerçeğe göre yapılmazsa son günlerde hem Rus basınında, hem de Avrupa basınında yapılan bazı haberlerde görüleceği gibi “Türkiye’nin El Kaide ve IŞİD bağlantı” iddiaları belli ki yeniden ortalığa dökülecektir. Erdoğan ve AKP politikaları bölgede kaybetmiştir. Türkiye’nin elinde kala kala bir tek “Avrupa’ya kitlesel göç kozu” kalmıştır! O kozun da işin doğrusu Almanya dışında başka ciddi bir alıcısı bulunmamaktadır. Kaldı ki İdlib’le ilgili olarak sürekli dile getirilen ve 3-4 milyonla ölçülen rakamların çok abartılı olduğu da ısrarla söylenmektedir. (Bu konuda bölgeyi çok iyi bilen ve 9 yıldır öngörüleri doğru çıkan Ömer Ödemiş’in “İdlib yalanları” başlıklı makalesini okumakta yarar var.) 9 yıllık deney defalarca gösterdi ki, savaş isteği, acıyı, gözyaşını, ölümü ve göçü beraberinde getirdi. Doğru sorunun “Suriyelilerin burada ne işi var” sorusu değil, “Türkiye’nin Suriye’de ne işi var” sorusu olduğu ortaya çıktı! Yalnızca bu nedenle bile, barış isteyenlerin birkaç adım öne çıkması, savaşa ve yalanlara meydan okumasının tam da zamanı… Hep yazdık, yazmaya devam etmeli: Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasal birliğini savunan Türkiye bölgede “siyasi olarak yenildiğini” görmeli ve yeni maceralar aramak yerine Suriye’nin “meşru rejimi” ile anlaşarak, Suriye toprağı olan İdlib’den çekilmeli ve Suriye ile birlikte, AB’nin ve BM’nin de katılacağı “Göç, Terör ve Barış Konferansı” toplamalıdır!

AHA.İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gün boyunca katıldığı 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinliklerini geceye taşıdı. Akşam saatlerinde İstanbul Valiliği’nin resepsiyonuna katılan İmamoğlu, ardında tekneyle Üsküdar ve Kadıköy’e geçti. İmamoğlu, Tarihi Moda İskelesi’nde yaptığı konuşmada, bütün milli bayramları coşkuyla kutlayacaklarının mesajını verdi. İmamoğlu, “Sebebi, milletçe bir arada olma duygumuzu milli bayramlarda yaşatmalıyız. Bu şekilde gerçekten geleceğe doğru yol haritasıyla bir adımla yürümeliyiz. Şehirlerimizde bu coşkuyu bizden esirgeyen anlayış, yanlış yapmıştır. O yanlışı yapmasalardı, inanın 15 Temmuz gibi bir süreci, bu ülke yaşamazdı. Bu ülke aldatıldı ve hain bir saldırı ile baş başa kaldı. Birlik ve beraberliğimizi, bu bayramlarda diri tutacağız” diye konuştu.

İstanbul Valiliği, 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinlikleri kapsamında, Şişli’deki bir otelde resepsiyon düzenledi. İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Birinci Ordu Komutanı Musa Avsever ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, resepsiyona davetli yerli ve yabancı konuklarla tek tek bayramlaştı. Katılımcılar, resepsiyona eşi Dilek İmamoğlu ile birlikte katılan İmamoğlu’na yoğun ilgi gösterdi. Resepsiyonda, 30 Ağustos Zafer Bayramı için özel olarak hazırlanmış bir belgesel film gösterildi. Resepsiyon, Vali Yerlikaya’nın konuşmasının ardından müzik dinletisi ile devam etti.

“NE GÜZEL DEĞİL Mİ İSTANBUL’DA BAYRAM KUTLAMAK”

İmamoğlu ve eşi, resepsiyonun ardından Beşiktaş’a geçti. Burada CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile buluşan İmamoğlu çifti, 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen Candan Erçetin konseri için tekneyle Üsküdar’a geçti. Vatandaşlar, tekneden inen İmamoğlu çiftine sevgi gösterilerinde bulundu. Deniz üzerine kurulan bir sistemle gerçekleştirilen ışık oyunları, vatandaşlara renkli anlar yaşattı. Boğaz’dan geçen teknelerdeki vatandaşlar da yaktıkları meşalelerle görsel şölen yaşanmasına neden oldu. Konserine, elinde Türk Bayrağı ile çıkan Erçetin, şarkılarını seyircilerle birlikte söyledi. Erçetin, sahnede okuduğu ikinci şarkıdan sonra mikrofona İmamoğlu’nu çağırdı. İmamoğlu çifti ve Kaftancıoğlu da sahneye ellerinde Türk bayrakları ile çıktı. İmamoğlu’nun Üsküdar’da yaptığı konuşma, Avcılar’daki konser alanına da canlı olarak aktarıldı. Meydanı hınca hınç dolduran İstanbullular, İmamoğlu’na büyük sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu, konuşmasına, “Ne güzel değil mi İstanbul’da bayramı kutlamak” sözleriyle başladı.
“Milletçe İstanbul’da 30 Ağustos Zafer Bayramı’mızın 97’nci yıl dönümünü kutluyoruz” diyen İmamoğlu, sözlerini, “30 Ağustos bağımsızlık mücadelesi. Türkiye, esaret altına alınmak istendiğinde 2 mavi gözün ışığında, Anadolu’da dimdik ayakta duran, milletçe tam bağımsız Türkiye mücadelesi” diye sürdürdü.

“GENÇLERİN ENERJİSİYLE TECRÜBEYİ BULUŞTURACAĞIZ”

İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Biz, biliyor ve istiyoruz ki, bir daha 30 Ağustos’ta yaşanan o zafer gibi zaferler yaşamak mecburiyetinde kalmayalım. Hiçbir zaman zaman milletçe öyle bir duruma asla ve asla düşmeyeceğiz. Cumhuriyetin temellerinde her zaman sımsıkı duran bir millet hep var olmuştur. O kararlılık tam da bu Boğaz’ın sularında İstanbul işgal edildiğinde, o işgali gören Mustafa Kemal Atatürk, ‘Geldikleri gibi giderler’ diye mesajı vermişlerdir. Bu inanç ve milletin bir araya gelişi ile hep beraber 30 Ağustos’u yaşadık. 30 Ağustos 2019 da benim için, barışı ifade ediyor. Aynen Mustafa Kemal’in ‘Yurtta barış dünyada barış” dediği gibi. 21. yüzyılda benim için akıldan ve bilimden yana olmayı ifade ediyor. İyi, akıllı, iyi eğitim almış bir nesli ifade ediyor. Dünya insanı olmayı ve evrensel değerleri bu şehirde ve bu ülkede var etmeyi ifade ediyor. 30 Ağustos benim için, ‘bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşamı’ ifade ediyor. Bütün milli bayramları coşkuyla kutlayacağız. İstanbul’un her yerinde, 16 milyon insanıyla, 82 milyon vatansever yurttaşımızla milli bayramlarımızı kutlayacağız. Doya doya kutlayacağız. Çünkü biz, çocuklarımızla, gençlerimizle, gençlerin enerjisi ile tecrübeyi buluşturacağız.”

“BU ÜLKE ALDATILDI!”

Konuşmanın sonunda İmamoğlu çifti ile Kaftancıoğlu ve Erçetin, birlikte kameralara poz verdi. Erçetin’e çiçek veren İmamoğlu, “Ekrem Başkan” tezahüratında bulunan seyircilere, eliyle kalp işareti yaparak karşılık verdi. İmamoğlu, Üsküdar’dan da yine tekneyle Kadıköy’deki Tarihi Moda İskelesi’ne geçti. Vatandaşların sevgi gösterileri altında iskeleye gelen İmamoğlu, çevredeki mekanlarda ve sahildeki kayalıklarda 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında düzenlenen ses ve ışık gösterilerini izleyen binlerce vatandaşa hitap etti. Moda’da da vatandaşlara, bütün milli bayramları coşkuyla kutlayacaklarının mesajını veren İmamoğlu, “Sebebi, milletçe bir arada olma duygumuzu milli bayramlarda yaşatmalıyız. Gençlerimizle, çocuklarımızla bir arada olmayı başarmalıyız. Bu şekilde gerçekten geleceğe doğru yol haritasıyla bir adımla yürümeliyiz. Şehirlerimizde bu coşkuyu bizden esirgeyen anlayış, yanlış yapmıştır. O yanlışı yapmasalardı, inanın 15 Temmuz gibi bir süreci, bu ülke yaşamazdı. Bu ülke aldatıldı ve hain bir saldırı ile baş başa kaldı. Birlik ve beraberliğimizi, bu bayramlarda diri tutacağız” diye konuştu.

“ÜRETMEYİ BİLECEĞİZ”

Yeni nesil yöneticiler olarak güçlü olmayı bileceklerinin altını çizen İmamoğlu, şunları dedi:
“Üretmeyi bileceğiz. Dünyaya mesajları olan kuvvetli bir ülke olacağız. Ama lafla değil, üreten, akıldan ve bilimden yana olacağız. Bunu anlatacağız çocuklarımıza. Bu anlayış, yaratılan tüm ayrımcılıkları ortadan kaldırır. Oluşan tüm olumsuzlukları ortadan kaldırır. Eşitsizlikleri ortadan kaldıran adalet ve hukukla ilgili tüm sorunları bertaraf eder. Bu şehirde olumlu düşünceyi, pozitif aklı, bilimi, sanatı, kültürü, yaşamı, kısacası güzel bir ortam yaratmayı hep beraber başaracağız. Kim bir olumsuzluk düşünüyorsa, konuşuyorsa, karşısında bizim pozitif dilimiz o olumsuzlukları bertaraf edecek. Kötü dilin anlamı kalmayacak. Biz, en büyük gücü demokrasiden ve cumhuriyetten alıyoruz. Biz, en büyük gücü, Cumhuriyet’in işareti olan milletin iradesinden alıyoruz. Dolayısıyla kimse milletin iradesinin karşısında duramaz, duramayacaktır. Hep birlikte bu şehirde ve bu ülkede, Cumhuriyet’imizin 100. yılını da doya doya yaşatmaya hazırlanacağız. 2023 yılında, Cumhuriyet’in 100’ncü yılına yakışan bir şehri var edeceğiz.”

Paylaşın:
REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

× Whatsapp İhbar Hattı