Son dönemde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği askeri operasyonlar, petrol ticaretinin kritik noktası olan Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği olumsuz etkiledi. Tanker geçişlerinin aksamasıyla küresel petrol arzının yüzde 20’sinin kesintiye uğraması, Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Irak gibi ülkelerin petrol sevkiyatlarını da ciddi anlamda etkiledi.
Birçok rafineri, üretimlerini kısmen durdurmak zorunda kalırken, stoklarını artırma ihtiyacı duydu. İran’ın bölgedeki askeri faaliyetleri, komşu ülkelerin enerji altyapısını tehdit ederek arz daralmasını daha da derinleştiriyor. Geçtiğimiz hafta itibarıyla Brent petrol fiyatları 114 doları aşarak 30 dolarlık bir artış yaşadı.
Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, CBS News’e yaptığı açıklamada, savaşın sona erebileceği yönünde umut verici ifadelerde bulundu. Trump, İran'ın askeri gücünü büyük ölçüde azalttıklarını belirterek dünya genelinde enerji ve petrol akışını sürdürme taahhüdünde bulundu.
Benzin fiyatları, petrol fiyatlarındaki artışla birlikte ABD genelinde geçen haftaya göre yüzde 16 oranında artarak galon başına 3,48 dolara yükseldi. Kaliforniya'da ortalama benzin fiyatları 5,20 doları görürken, Arkansas ve Missouri gibi eyaletlerde fiyatlar 3 dolarlık seviyelerde kaldı. Petrol fiyatlarındaki artış, sadece benzin değil, aynı zamanda dizele ve havacılık yakıtına da yansıdı, bu durum enflasyon üzerindeki baskının artabileceği endişelerine yol açtı.
Ekonomistler, petrol fiyatlarının yükselişinin enflasyon üzerindeki etkisinin, fiyatların süresi ve seviyesine bağlı olacağını ifade ediyor. Enerji maliyetlerindeki artışın, gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin ulaşım maliyetlerine de zorluklar getirebileceği öngörülüyor.
Yüksek petrol fiyatlarının, düşük ve yüksek gelir grupları arasında fark yaratma olasılığı ve iş yatırımlarını yavaşlatma riski dikkatle izleniyor. Fed’in enerji kaynaklı bu fiyat artışını geçici bir durum olarak değerlendirmesi ve buna uygun adımlar atması, ekonomik dengelerin korunması açısından büyük önem taşıyor.