Ozan Ömer Kadüker - Türk Eğitim Derneği’nin düşünce kuruluşu TEDMEM, yapay zekânın eğitim ve toplumdaki dönüştürücü gücünü mercek altına aldığı “Eğitimde Yapay Zekâ: Küresel Eğilimler ve Türkiye için Politika Önerileri” başlıklı rapor hazırladı. Raporda, Türkiye’de yapay zekâ kullanan her 10 kişiden 4’ünün 25 yaşın altında olduğu vurgulanırken gençlerin duygusal destek için yapay zekâya yönelmesinin yarattığı bilişsel, duygu ve inanç devri risklerine dikkat çekildi: “Gençlerin duygusal ihtiyaçlarını yapay zekâ ile karşılamaya yönelmesi, az sayıda teknoloji şirketinin milyonlarca gencin düşünme biçimi ve duygusal eğilimleri üzerinde orantısız bir etki gücü edinmesi anlamına gelmektedir.”
Yapay zekâ ehliyeti
Raporda yer alan araştırmaya göre 17-27 yaş arasındaki gençlerin yarısı yapay zekânın sınırlılıklarını eleştirel biçimde değerlendirmekte zorlanıyor, yüzde 61’i ise yapay zekânın bilgi uydurabildiğini ayırt edemiyor. Bu doğrultuda TEDMEM, yapay zekâ okuryazarlığı kazanmış ve bu teknolojiyi yaşamında güvenli, etik ve öz denetimli şekilde kullanabilen bireylere lise sonunda “Yapay zekâ ehliyeti” verilmesini öneriyor.
Yetersiz kalıyor
Yapay zekâ çağında ödev merkezli geleneksel yaklaşımların öğrencileri değerlendirmede yetersiz kaldığı belirtilen raporda, ev ödevlerinin azaltılması, yazma etkinliklerinin sınıfta gerçekleştirilmesi, sözlü anlatım ve münazaraların değerlendirmedeki payının artırılması önerileri öne çıkıyor. Raporda ayrıca, 33 üniversitede açılan yapay zekâ lisans programlarında görev yapan 221 öğretim elemanı olduğu ve bunların sadece 26’sının profesör olduğu yer aldı.
Her ülkenin farklı
Yapay zekâyı eğitimlerine entegre eden ülkeler, kendi toplumsal koşullarına göre farklı stratejilerle hareket ederken bazı ülkeler geri adım atıyor. Örneğin Çin’de yapay zekâ okuryazarlığını erken yaşlardan itibaren müfredata dahil edilirken Güney Kore’de 2023’te açıklanan “Yapay Zekâ Dijital Ders Kitabı” projesi; hatalı bilgi riskleri, ekran süresi artışı ve öğretmen iş yükü gibi pedagojik kaygılar nedeniyle veli ve öğretmenlerin eleştirisiyle karşılaştı. Zorunlu olarak planlanan uygulama okul tercihine bırakıldı ve okulların yalnızca yüzde 32’si sürece dâhil oldu. İsveç’te ise 2023’te alınan kararla okullarda ekran süresi kısıtlandı.
Geleceği şekillendiriyor
Rapora göre modern düzen, bireylerin dijital ayak izlerini sadece kaydetmekle kalmıyor; bu izlerden yola çıkarak geleceği tahmin ediyor ve kendi çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendiriyor. İnsan böylece davranışları ölçülen, sınıflandırılan ve yönlendirilen bir veri nesnesine dönüşüyor. Literatürde bu durum “dijital diktatörlük” ya da “tekno-otoriterlik” olarak tanımlanıyor.
‘Dijital egemenlik çok değerli’
Türkiye’nin yapay zekâda yeni yol haritası geçen hafta resmen devreye alınmış, planın en önemli unsurları arasında 1 trilyon liralık ekonomik değer hedefi, 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ile 100 bin yapay zekâ uygulama profesyonelinin yetiştirilmesi yer almıştı. Dijital Dönüşüm ve Siber Güvenlik Derneği Başkanı Taner Çıtak, bir grup gazeteciye eylem planına ilişkin değerlendirme yaparak bu gelişmeyi Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığı açısından son derece önemli bulduklarını belirtti. Çıtak, planın Türkiye açısından güvenlik boyutuna dikkat çekerek, “Bizim için en değerli boyut, dijital egemenlik vurgusu. Yerli ve güvenli altyapı kapasitesinin geliştirilmesi, yabancı sistemlere olan bağımlılığın azaltılması ve verinin ülke içinde işlenmesi; yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ulusal güvenlik açısından da stratejik bir kazanım. Nitelikli istihdam hedefi ise, ülkemizin yetişmiş beyin gücünü yurt içinde tutması için güçlü bir zemin sunuyor” dedi.
Siber saldırı riski
Çıtak, plan doğrultusunda ele alınması gereken risklere de değinerek, “Yapay zekânın kamu hizmetlerinden sağlığa kadar yaygınlaşması, siber saldırılar için yeni ve daha kritik hedefler doğuruyor. Altyapı büyüdükçe güvenlik ihtiyacı da katlanarak artıyor” dedi. Dernek olarak dönüşümün güvenli ve sürdürülebilir biçimde ilerlemesi için üzerlerine düşen sorumluluğu üstlenmeye hazır olduklarını dile getiren Çıtak, “Yapay zekâ okuryazarlığının yaygınlaştırılması, güvenlik farkındalığının artırılması, nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sunulması ve etik ilkelerin savunulması; derneğimizin öncelikli katkı alanları arasında yer alıyor” değerlendirmesini yaptı. ● MELTEM GÜNEŞ Ankara