26 Mart 2026, Perşembe 14:35
Son Dakika | EKONOMİ

Türkiye'nin Hürmüz Krizine Yönelik Stratejik Yaklaşımı

Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemi trafiği, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla fiilen durma noktasına gelirken, Türkiye'nin enerji arzında herhangi bir sıkıntı yaşanmadığı bildirildi. Enerji Bakanı Bayraktar, Irak petrol akışının yeniden başladığını ve Türkiye'nin bu süreçte önemli bir rol üstlendiğini açıkladı.

Son günlerde Hürmüz Boğazı, ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı askeri harekâtların ardından ticari gemi trafiğine kapandı. Günde yaklaşık 20 milyon varil ham petrol taşınan bu stratejik geçidin kapanması, dünya petrol piyasasında arz endişelerini artırırken fiyatlar üzerinde baskı oluşturmaya başladı.

Türkiye'nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişmelerin etkisini değerlendirdi. Bakan Bayraktar, Türkiye'nin enerji arzı konusunda herhangi bir sorun yaşanmadığını ifade ederek, "Burada vatandaşlarımıza güvenle şunu söyleyebilirim; Türkiye, Hürmüz Boğazı'na bağımlı bir ülke değil" dedi.

İran’ın karşı atakları devam ederken, Irak petrolünün Türkiye’ye Kuzey Irak üzerinden akışı yeniden başlamış durumda. Bayraktar, Irak’tan günlük 250 bin varil petrol akışının sağlandığını belirterek, bu hattın kapasitesinin 1.5 milyon varil olduğunu da sözlerine ekledi. Türkiye’nin, Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlikler nedeniyle Irak ile olan enerji ilişkisini güçlendirmek için uygun çözümler geliştirdiğinin altını çizdi.

Bakan ayrıca, enerji fiyatlarındaki artışın tüketicilere etkisini azaltmak adına yeni bir kademeli fatura destek modeli üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Bayraktar’ın açıklamalarına göre, bu modelin detayları Nisan ayında kamuoyuyla paylaşılacak.

Geçtiğimiz günlerde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile Bağdat arasında yapılan anlaşma kapsamında Türkiye’ye petrol gönderimlerinin tekrar başladığı duyuruldu. Bu durum, küresel petrol fiyatlarının düşmesine yardımcı oldu. Brent petrolünün varil fiyatı gün içerisinde 100 dolara geriledi.

Politik istikrarsızlık ve enerji krizinin yarattığı riskler, bölge ülkelerini stratejik işbirliklerine yönlendirmekte. Türkiye'nin sağladığı doğrudan enerji akışları, bu belirsizlik ortamında uluslararası enerji piyasalarının düzenlenmesine katkıda bulunuyor.