10 Mayıs 2026, Pazar 18:12
Son Dakika | EKONOMİ

Türk Çeliği Global Pazarda Gücünü Koruyor

Dünyanın en büyük çelik üreticileri arasında yer alan Türkiye, çelik ihracatında önemli bir artış kaydetti. Düsseldorf'taki Wire & Tube 2026 Fuarı'nda Türk firmalarının güçlü katılımları, sektörün uluslararası arenadaki rekabet gücünü bir kez daha gösterdi.

Serkan Arman - Çelik, dev projelerden günlük yaşamın ayrıntılarına kadar pek çok alanda kritik bir rol oynamaktadır. Türk ekonomisinin yapı taşlarından biri olan çelik sektörü, küresel ticarette değişen dengelere rağmen esnek yapısıyla sürekli mevcut kalmaya devam ediyor.

Dünya çelik ticaretinin merkezlerinden biri olan Düsseldorf’ta düzenlenen Wire & Tube 2026 Fuarı’na, Türk çelik sektörü damgasını vurdu. Çelik İhracatçıları Birliği'nin (ÇİB) yüksek katılımı ile 197 Türk firması, yeni iş fırsatları ve ihracat artışı için fuarda yer aldı.

ÇİB Denetim Kurulu Üyesi Selçuk Yılmaz, Türkiye’nin çelik üretiminde dünya genelinde 7. sırada, Avrupa’da ise lider konumda olduğunu vurguladı. Yılmaz, sektörün 2025 yılındaki sıvı çelik üretim tahmininin 38 milyon ton olduğunu ve ihracat hacminin 19 milyon ton seviyesine ulaştığını belirtti. Türk çeliğinin rekabet avantajını şu sözlerle ifade etti:

“Avrupa’ya yakınlığımız, ihraç edilen ürünlerin limanlara ulaşım sürelerini kısaltıyor. Diğer ülkelerin navlun sürelerine göre Türkiye, güvenli bir tedarik noktası konumunda. Hızlı karar alabilme yeteneğimiz ve yüksek kalite standartlarımızla öne çıkıyoruz.”

Hedefler Net

Yılmaz, sektörün 2026 yılı için belirlenen 20 milyon ton ihracat ve 17 milyar dolar gelir hedeflerinden sapma beklemediklerini dile getirdi. Türk çelik üreticileri, zorlayıcı koşullar altında bile hedeflerine ulaşma konusunda deneyim kazanmış durumda. Ayrıca, Avrupa pazarındaki dalgalanmalara karşı alternatif pazar araştırmaları da sürdürülüyor.

Yeşil Dönüşüm Önem Kazanıyor

Jeopolitik gerilimler ve dalgalanan enerji fiyatlarının maliyet yapısını nasıl etkilediğine de dikkat çeken Yılmaz, navlun fiyatlarının son dönemde yüzde 30’dan fazla arttığını ve bu durumun hammadde teminini zorlaştırdığını ifade etti. Sanayi elektriği ve doğal gaz fiyatlarındaki artışın üretim maliyetlerini artırdığını da belirtti. Yeşil dönüşüm yatırımları ise mali baskıyı azaltmaları açısından kritik önem taşıyor; sektör, 2050 net sıfır karbon hedefi doğrultusunda enerji ihtiyacının yüzde 15-20’sini yenilenebilir kaynaklardan sağlamaya başladı.

Ancak Avrupa Birliği’nin kotaları ve ek vergileri, en büyük risk unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Kota aşımı durumunda uygulanan ek vergiler, Türk ihracatçısını olumsuz etkiliyor. Yılmaz, Gümrük Birliği çerçevesinde yürütülen diplomatik temasların bu engellerin aşılmasında büyük önem taşıdığını kaydetti.