Pek çok kişi, şehirlerarası yolcu taşımacılığında paketlerini otobüslere vererek transfer işlemi gerçekleştirir. Bu yöntem bir zamanlar uçaklar için de geçerliydi; kargo bölümüne teslim edilen valizler, yolcuların varış noktasında kendilerine teslim edilirdi. Ancak 21 Aralık 1988'de, Pan Am’ın 103 numaralı uçuşuna verilen bir kahverengi valiz, sıradan bir kargodan çok daha fazlasıydı.
Kalkış öncesi yapılan kontrollerde, bu valizin sahibi bulunamıyordu. Normalde sorun teşkil etmesi gereken bu durum, maalesef göz ardı edildi ve uçak, 259 yolcusuyla birlikte New York'a doğru yola çıktı. Uçak, kalkışından kısa bir süre sonra, havada meydana gelen patlama ile trajik bir şekilde yere çakıldı; bu olay, 270 kişinin ölümüne neden olan tarihin en korkunç hava kazalarından biri olarak kaydedildi.
Soruşturma sürecinde, patlamanın kaynağı olarak kahverengi valiz gösterildi. Dahası, Almanya'da yapılan bir operasyonda yakalanan iki adamın, daha önce uçakta intihar saldırısı düzenlemeye çalıştıkları tespit edildi. Uçakta gerçekleşen patlamanın ardında bir terör eylemi olduğu ve bu saldırının istihbarat eksiklikleri nedeniyle gerçekleştiği anlaşıldı. Uçak düşmeden önceki günlerde, Pan Am uçağına bomba konulacağına dair alınan istihbaratlar da ciddiye alınmamıştı.
Patlamanın ardından yapılan incelemelerde, patlayıcı düzeneğinin radyo ile çalıştırıldığı ve bunun uçaktan sahipsiz bir valizle aktarılmış olduğu belirlendi. Şok edici bir gerçek olarak, Lockerbie olayı sadece bir kaza değil, aynı zamanda küresel bir terör eylemi olarak da değerlendirilmeye başlandı. Yıllarca süren soruşturmalara ve uluslararası politik tartışmalara sahne olan bu facia, havacılık güvenliği standartlarının yeniden gözden geçirilmesine neden oldu.
Yaşanan terör eylemi, dünya genelindeki birçok ülkede havacılık kurallarını değiştirdi ve günümüzde artık bagajlar, sıkı güvenlik kontrolünden geçmeden uçağa alınamamaktadır. Ancak, Lockerbie kazasıyla ilgili bazı bilinmeyenler ve soru işaretleri hala belirsizliğini koruyor. Olaya dair en çarpıcı detay ise, kazanın üzerinden 38 yıl geçmesine rağmen, suçluların tam kimliği ve olaya dair bazı sırların hala açığa çıkmaması.