Diyarbakır'ın Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos'ta kaybolan küçük Narin’in acı hikayesi, 8 Eylül'de bir dere yatağında cansız bedeniyle sona ermişti. Günler süren umutlu bekleyişin ardından, Narin'in cansız bedeni ağır taşlar ve çalılıklar içerisindeki bir çuvalla bulundu.
Küçük Narin’in ölümüne dair yürütülen soruşturma, amcası Salim Güran, annesi Yüksel Güran ve ağabeyi Enes Güran ile birlikte komşuları Nevzat Bahtiyar hakkında Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmasına yol açtı. Narin'in ölümüyle ilgili olarak tüm sanıklar 'İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebiyle yargılandı.
Nevzat Bahtiyar, gözaltına alındıktan sonra Narin’in ölümünde suçlu olmadığını, yalnızca cansız bedenini dereye taşıdığını iddia etti. Ancak mahkeme, 28 Aralık 2024'teki duruşmada Salim, Yüksel ve Enes Güran'a ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise 'Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 4,5 yıl hapis cezası verdi.
CEZA İSTİNAFTA ONANDI
Tutuklu sanıkların ve davacıların avukatları, verilen cezaların istinafına başvurdu. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi, 26 Mayıs 2025'te cezaların onanmasına karar verdi. Ancak mahkeme başkanı, bazı delillerin eksik incelendiğini belirterek muhalefet şerhi koydu.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, duruşmada verilen cezanın hukuka uygun olduğunu ifade ederek, kararın onanmasını talep etti. Dosya daha sonra Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi’ne gönderildi.
BAHTİYAR'IN CEZASI YARGITAY TARAFINDAN BOZULDU
Yargıtay, 29 Aralık 2025’te salıverilen nevzat için verilen hapis cezasının bozulmasına karar verdi ve bu eylemin 'Nitelikli kasten öldürmeye yardım' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Nevzat Bahtiyar, nihayet 16 Nisan'da görülen duruşmada 'Nitelikli olarak çocuğu kasten öldürmeye yardım' suçundan 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Bahtiyar'ın suçlama süresince çelişkili ifadeleri ve olayla ilgili DNA bulgularını dikkate alarak sonuca vardı.
Mahkeme, karar gerekçesinde Bahtiyar'ın yargılamanın çeşitli aşamalarında çelişkili beyanlarda bulunduğunu ve diğer sanıklarla olan bağlantılarının delillendirilmesinin önemli olduğuna vurgu yaptı. Bu karar, Narin’in masumiyetine ve adaletin sağlanmasına yönelen bir adım olarak değerlendiriliyor.