İngiltere'nin gündemine oturan Cahokia, bir zamanlar büyüklüğüyle dikkat çeken, şimdi ise tarih sayfalarına gömülmüş bir antik şehir olarak karşımıza çıkıyor. Günümüz ABD topraklarında yer alan bu yerleşim, M.S. 1000 ile 1350 yılları arasında gelişmiş olup, en parlak döneminde Londra ve Paris ile yarışan bir nüfusa ulaşmıştır. Başka bir deyişle, Cahokia, tarihi az bilinen ancak devasa bir metropol olarak yeniden keşfedildi.
Yüzyıllar önce terk edilen bu şehir, dev toprak yapılar ve çok sayıda toplu mezar bırakarak arkeologları derin bir araştırmaya yöneltti. Arkeologlar, bu antik yerleşimi 'karadaki Atlantis' olarak tanımlayarak geçmişte yaşanan gizemli olaylara ışık tutmaya çalışıyorlar.
Özellikle, şehirde bulunan 120’den fazla toprak höyük ve 30 metreyi aşan yapay yapılara dikkat çekiliyor. Şehrin yapımı için milyonlarca küp toprak taşındığı ve bu dev yapının tamamen insan gücüyle inşa edildiği ifade ediliyor.
İlginç ritüeller arasında, genç kadınların kalıntılarına rastlanması ve bazı erkeklerin kurban ritüellerinin bir parçası olarak uzuvlarının kesilmesi gibi bulgular yer alıyor. Uzmanlar, bu durumun içsel sosyal şiddeti ve kurban ritüellerini işaret ettiğini belirtiyor.
Cahokia’nın çok kültürlü yapısı, farklı yerli toplulukların burada bir arada yaşadığını gösteriyor. Natchez, Choctaw ve Ofo gibi toplumların bu alanda yaşadığı düşünülüyor. Araştırmalar, şehrin rastgele değil, planlı bir yapıda kurulduğunu vurguluyor.
Şehrin yalnızca bir ekonomik merkez değil, aynı zamanda dini bir merkez olduğu ve yapılarının astronomik olaylarla hizalandığı belirtiliyor. Ancak, M.S. 1350 civarında tamamen terk edilen Cahokia’nın bu ani terk edilişinin kesin nedeni hala muamma.
Uzmanlar, çevresel faktörler ile sosyal çöküş hakkında teoriler öne sürse de, Cahokia, Kuzey Amerika tarihinin en az anlatılan büyük medeniyetlerinden biri olarak bilinmeye devam ediyor.