Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 2025 yılı Haziran ayında yaşanan İran ve İsrail arasındaki 12 günlük çatışma, sadece bölgesel bir savaştan öteye geçti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu olağanüstü gerilimin ardından, “İran'a yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu” belirterek, İsrail'in genişleyen işgal politikalarının tehlikelerine dikkat çekti. Özellikle ABD'nin, İran ile İsrail arasındaki çatışmayı körüklemesi, Türkiye'nin güvenliğini de tehdit etmekte.
Türkiye'nin Stratejik Önemi Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazı İsrailli siyasetçilerin büyük İsrail hayali peşinde koştuğunu” vurgularken, İsrail'in işgalci politikalarının Türkiye üzerindeki etkilerini de gözler önüne serdi. Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şebnem Udum, Türkiye'nin NATO üyesi olmasının ve güçlü ticaret ilişkilerinin İsrail için büyük bir tehdit oluşturabileceğini belirtti.
İkinci Vuruş Yeteneği Üzerine Doç. Dr. Udum, nükleer silahların caydırıcılık açısından kritik bir öneme sahip olduğunu ifade ederek, İsrail'in nükleer gücünün de sınırlı olduğunu ve bu durumun ‘ikinci vuruş yeteneği’nin yokluğu ile ilgili olduğunu ifade etti. Tarihsel bağlamda, savaşın ve diplomasi politikalarının nasıl şekillendiği üzerine yaptığı analizlerde bölgedeki güç dinamiklerine ışık tuttu.
Uluslararası Destek ve Güç Dengeleri Türkiye’nin karşılaşabileceği tehditler ve bu bağlamda uluslararası destek arayışına dikkat çeken Udum, Pakistan gibi ülkelerin Türkiye’ye verilen desteği de vurguladı. İran ile yaşanan güncel çatışmalar sonrasında, böyle bir destek dinamiğinin ne denli önemli olabileceğine dair tartışmalar sürüyor.
Askeri Tarih ve Farklılıklar Türk milletinin tarihi askeri başarıları, toplumun savaşçı ruhunu öne çıkarıyor ve Türk halkının özverili duruşunu temsil ediyor. Doç. Dr. Udum, İsrail ile Türkiye arasındaki en önemli farkın, savunma stratejilerinin yanı sıra bu tarihi bağların oluşturduğu motivasyon olduğunu belirtiyor.