19 Şubat 2026, Perşembe 13:54
Son Dakika | GÜNCEL

İsrail'in Hurma Ticaretinde Şeffaflık Sorunları: Etiketleme Skandalı

Küresel hurma pazarındaki hızlı büyüme, ürünlerin izlenebilirliğini ve etiket şeffaflığını tartışmaya açıyor. Boykotlarla baş etmeye çalışan İsrail'in hurma ihracatında gizli ayrıntılar dikkat çekiyor.

Küresel hurma ticareti, son yıllarda büyük bir hızlıyla büyümekte ve bu durum, tedarik zincirindeki karmaşıklıkları, ürünlerin izlenebilirliğini ve etiket şeffaflığını gündeme getiriyor. Özellikle Müslüman ülkeler tarafından boykot edilen İsrail, bu hafta Avrupa pazarındaki Müslüman tüketici kitlesini hedef alarak etiketteki stratejileriyle dikkat çekti.

2025 yılı itibarıyla 32,7 milyar dolara ulaşması beklenen küresel hurma pazarının, bir sonraki yıl 34,5 milyar dolara çıkması öngörülüyor. Yıllık bileşik büyüme oranının ise %6,14 düzeyinde seyredeceği tahmin ediliyor. Ayrıca, pazarın 2034 yılına kadar 55,58 milyar dolara yükselebileceği bildiriliyor.

Geografik açıdan baktığımızda, Orta Doğu ve Afrika (MEA) bölgesi, yıllık 9 milyon tonu aşan hasat kapasitesiyle önemli bir yere sahip. 2025'te bu bölge, küresel hurma pazarının %85,28'ini temsil edecek ve pazar büyüklüğünün 27,89 milyar dolardan, 2026'da 29,43 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Öne çıkan ülkeler arasında Tunus, İran, Suudi Arabistan ve Mısır yer alıyor. Mısır, 1,7 milyon tonluk üretimiyle dünyanın en büyük hurma üreticisi konumunda. Suudi Arabistan ise 1,5 milyon ton ile ikinci, İran ise 1,3 milyon ton ile üçüncü sırada bulunuyor.

İsrail’in Zor Durumu

İsrail, küresel pazarda önemli bir aktör olmasına rağmen, tam üretim kapasitesine ulaşamıyor. Özellikle premium sınıfta olan Medjool hurması ihracatı, ülkenin uluslararası alandaki etkisini artırmasına rağmen, bu ürünlerin izlenebilirliği ve kaynağı hakkında belirsizlik oluşturuyor.

Avrupa’da, çeşitli raporlar ve medya kaynaklarına göre, Batı Şeria'da yetiştirilen hurmalar, uluslararası boykotları aşmak adına sahte etiketlerle pazarlanabiliyor. Ürünlerin gerçek kaynağı gizlendiği iddiaları, tedarik zincirindeki şeffaflık tartışmalarını da beraberinde getiriyor.

Bazı ticari oyuncuların, ürünleri serbest ticaret bölgelerinde yeniden paketleyerek veya aracı ülkeler kullanarak menşei gizlediği öne sürülüyor. Artan etik ve adil ticaret taleplerinin ışığında, tüketicilerin yanıltılması ve ticaret hukukunun ihlali gibi riskler de gündemde. Uzmanlar, bu tür uygulamaların özellikle Ramazan ayı gibi talebin yoğun olduğu dönemde arttığına dikkat çekiyor.

AB ve Etiketleme Düzenlemeleri

2019'da AB Adalet Divanı'nın aldığı kararla, İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin etiketlenmesine dair uygulamaların daha şeffaf olması gerektiği vurgulandı. Tüketicilere, satın alacakları hurmaların menşe bilgisini dikkatle incelemeleri tavsiye ediliyor. Bu sayede, aracı ülkeler üzerinden gelen muğlak etiketli ürünlerin gerçek kaynağının ne olduğu daha iyi anlaşılabilir.

Özellikle, yükselen tüketici duyarlılığı ve sosyal baskı, Avrupa pazarlarında boykot hareketlerinin etkisini artırmakta. Örneğin, Birleşik Krallık merkezli Co-op Group, üyelerinden gelen taleplere yanıt vererek, insan hakları ihlalleri ile anılan ülkelerden gelen ürünleri almama kararı aldı.