İsrail'de bazı medya kuruluşları, İran ile olası bir anlaşmanın iki ülke arasında gerilimi artırabileceği yönündeki endişeleri gündeme taşıdı. İsrail yönetimi, müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasını beklerken, sürecin kendi etkisinin azalmasına neden olmasından kaygı duyuyor.
Müzakere Sürecine Dair İddialar
11 Haziran’da, eski ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin İran ile savaşın sona ermesini kararlaştırdığını öne sürdü. Bu açıklama, Trump’ın aynı gün İran’a karşı gerçekleştirmeyi vaat ettiği sert saldırı tehdidi ile çelişiyor. Trump’ın açıklamalarının, İsrail Güvenlik Kabinesi’nin İran’a yönelik askeri stratejileri tartıştığı bir döneme denk gelmesi dikkat çekti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Trump’ın ifadelerinin spekülasyon olduğunu ifade ederek, nihai bir anlaşmaya varılmadığını duyurdu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise, açıklamanın ardından Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi ve eş zamanlı hazırlanan mutabakat metninin tarafı olmadıklarını belirtti.
İsrail’in 4 Şartı
Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamalara göre, İsrail, olası bir anlaşmayı belirleyecek 4 ana şart talep ediyor. Bu şartlar; İran topraklarındaki zenginleştirilmiş nükleer maddelerin çıkarılması, uranyum zenginleştirme altyapısının sökülmesi, İran’ın füze programlarına sınırlama getirilmesi ve Tahran’ın bölgedeki müttefiklerine verdiği desteğin sona erdirilmesi olarak sıralanmaktadır.
İsrail'de Artan Kaygılar
Tel Aviv’in, ABD ile İran arasında olası bir mutabakata dair endişeleri sürerken, Yedioth Ahronot gazetesi, İsrail'in bu süreci istemediğini ve görüşmelerin çökmesini umduğunu aktarıyor. ABD ve İsrail, İran’ın nükleer ve füze programlarını, İsrail ve bölgedeki ABD müttefikleri için ciddi bir tehdit olarak değerlendiriyor. Ancak Tahran, nükleer programının barışçıl amaçlara hizmet ettiğini savunmaktadır.
Analistlerden Değerlendirmeler
İsrailli analist Itamar Eyhner, İsrail’in müzakerelerde etkin rol oynaması konusunda kaygılı. Eyhner, gelecekte müzakereleri etkilemeye uğraşan İsrail’in, beklenmedik bir şekilde sürecin dışına itilebileceğini vurguladı. Ayrıca, İsrailli analistler, Trump’ın açıklamalarının 2026 FIFA Dünya Kupası öncesinde yapılmış olmasının, ABD'nin bölgedeki istikrar ve güvenlik algısını güçlendirme hedefiyle ilgili olabileceğini belirtiyorlar.