MİLLİYET.COM.TR - Orta Doğu'da süregelen ABD-İsrail ve İran gerilimi, yanı sıra İsrail basınında yer alan Haaretz analizi, yeni güç dinamiklerini gündeme getirdi. Hayfa Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları uzmanı Elad Giladi, yaptığı değerlendirmelerde Körfez ülkelerinin ABD'ye olan bağımlılıklarını azaltacak yeni bir güvenlik mimarisi arayışında olduklarını ifade etti.
‘Gizli Diplomasinin Önemi’
Giladi, analizinde “İsrail ve ABD, İran ile askeri bir çatışma içerisindeyken, Riyad'da perde arkasında önemli bir diplomasi süreci işliyor. Körfez ülkeleri, savaş sonucunda nasıl bir güvenlik düzenine sahip olacaklarını tartışmakta” dedi.
‘Türkiye'nin Stratejik Rolü’
Bu yeni güç dengesinde Türkiye'nin rolüne de dikkat çeken Giladi, “Türkiye, Körfez ülkeleri için yalnızca bir 'kilit' değil, aynı zamanda belirleyici bir aktör haline gelmiştir. Ankara'nın Riyad ve Abu Dabi ile olan ilişkilerinin iyileşmesi, Türkiye'nin bölgedeki stratejik etkisini artırmaktadır” açıklamalarında bulundu.
‘Güç Dengesi Değişiyor’
Analizde, Türkiye'nin Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile güvenlik alanındaki iş birliklerinin önemine de vurgu yapıldı. Giladi, Suudi Arabistan'daki zihniyet değişikliğinin, ABD'ye olan bağımlılığı sorgulamakla ilgili olduğunu kaydetti.
‘Gelecek İçin Öngörüler’
Giladi, savaş sonrası dönemde “daha az ABD, daha çok Türkiye” ifadesinin geçerli olabileceğini belirterek, Ankara'nın yeni güvenlik mimarisinde merkezi bir rol üstlenebileceğini öngördü. Bu bağlamda Türkiye'nin, güçlü savunma sanayisi ve bölgesel diplomasi yetenekleriyle dikkat çektiğini ifade etti.
‘Yeni Bir Bölgesel Düzen’
Son olarak, mevcut çatışmanın, yeni bir bölgesel düzenin başlangıcını teşvik edebileceğine dikkat çeken Giladi, güvenlik sorumluluklarının ABD'den bölgesel aktörlere kayacağını ve Türkiye'nin bu senaryodaki etkisinin giderek belirginleşeceğini söyledi.