ABD ve İran arasında, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da düzenlenen doğrudan müzakereler, beklenildiği gibi sonuçsuz kalmış durumda.
İsrail medyasının aktardığına göre, müzakerelerde ABD, askıya alınmış fonların bir kısmının serbest bırakılmasını ve saldırıların durdurulmasını kabul etti. Buna karşın Washington, Tahran'dan uranyum zenginleştirme işlemlerini 20 yıl boyunca dondurmasını ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerde vergi alınmamasını talep etti.
İran tarafından gelen açıklamalara göre, taraflar arasındaki görüş farklılıkları oldukça büyük boyutlara ulaştı. İran, nükleer müzakerelerde olumlu bir tavır sergileyerek, 430 kilogram yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu seyreltmek için bir teklif sunmuştu.
İran Meclisi Başkan Yardımcısı Ali Nikzad, İran'ın, ABD ve Suudi Arabistan ile birlikte bir seyreltme konsorsiyumu kurma girişiminin bozulduğunu dile getirdi. Nikzad, ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerde ücret talep etme önerisinin İran tarafından reddedildiğini vurguladı.
Görüşmelerin seyrini olumsuz etkileyen nedenler arasında, temel anlaşmazlık başlıklarında geri adım atılmaması ve özellikle nükleer program meselesindeki güvensizlik öne çıkıyor. İran, nükleer silah edinmek istemediğini savunmasına rağmen, programını devam ettirmekte kararlı olan bir tutum sergiledi.
Özellikle Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma teklifine de sıcak bakmaması, müzakerelerin tıkanmasında belirleyici rol oynamıştır. İlk gerginlik belirtileri, İran basınının ABD'yi boğazla ilgili “aşırı taleplerde bulunmakla” suçlamasıyla kendini gösterdi. Washington'un, barış anlaşmasının bir maddesi olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gemilerden ücret alınmasını önermesi, krizin daha da derinleşmesine yol açtı.
Sonuç olarak, müzakere sürecinin tıkanması ve iki taraf arasındaki güvensizlik ortamı, önümüzdeki dönemde nasıl bir yol haritası izleneceğine dair belirsizlikleri artırmakta.