BATIKAN ALTAŞ / MİLLİYET.COM.TR - İran’ın başkenti Tahran’da dün sabah saatlerinde yaşanan ardışık patlamalar, uluslararası arenada büyük bir endişe yarattı. Saldırılar, Tahran’ın yanı sıra Elburz, İsfahan, Kirmanşah, Loristan, Huzistan, Kum, İlam ve Sistan-Beluçistan eyaletlerinde gerçekleşti.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, yaptığı açıklamada, “İsrail, kendisine yönelik tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla İran’a karşı önleyici bir saldırı gerçekleştirdi.” dedi ve ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu.
İsrail’in İran’a yönelik bu hamlesi, Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan’a göre, ani bir eylemden ziyade uzun süredir biriken stratejik gerilimin kaçınılmaz bir sonucu. ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve diplomatik girişimleri, gerginliği azaltmak yerine çatışmanın olası maliyetlerini yönetme üzerine yoğunlaşıyor.
İsrail'in ilk saldırısının anlamı
Doç. Dr. Özcan, İran’a yapılan saldırının, yüzeysel olarak ani bir askeri operasyon gibi görünse de, aslında yıllardır biriken stratejik tansiyonun bir sonucu olduğunu belirtti. “Uluslararası siyasette güç birikimi tamamlandığında, saldırı kaçınılmaz hale gelir,” ifadelerini kullandı.
Çin’in tavrı dikkat çekici
Özcan, Batılı ülkelerin vatandaşlarını İran’dan tahliye etmesini beklerken, Çin’in de benzer bir çağrıda bulunmasını kritik buluyor. Bu durum, İran’daki gerilimlerin yalnızca bölgeyle sınırlı olmadığı anlamına geliyor.
Orta Doğu Araştırmacısı Levent Kemal ise gelişmeleri değerlendirirken, İran’ın yeni teknolojiyle donanımlı füzeleri kullanması durumunda ABD ve İsrail sistemlerinin tehdit altında olabileceğini belirtirken, iki tarafın da uzun sürecek bir çatışmaya girebilmek için gerekli askeri altyapıya sahip olmadığına dikkat çekti.
Sonuç olarak, bölgedeki gelişmeler endişe verici bir boyutta ilerliyor. Tahran'da meydana gelen patlamalar, büyük bir çatışmanın habercisi olabilir ve bu durum, dünya genelindeki enerji dinamiklerini ve siyasi ilişkileri önemli ölçüde etkileyebilir.