Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ocak ayındaki faiz ödemeleriyle ilgili kamuoyunda yapılan değerlendirmeler üzerine önemli bir açıklama yaptı. Bakanlık, "Ocak ayında gerçekleşen yüksek faiz ödemesi, borçlanma maliyetlerindeki ani artışlardan değil, yıllar içinde biriken enflasyon farkının etkisinden kaynaklanmaktadır" dedi.
“Geçmiş Enflasyon Dinamiklerinin Etkisi”
Açıklamada, TÜFE'ye endeksli devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) vadesinde yapılan ödemelerin büyük bir kısmının, uzun vadeli enflasyon farklarının birikmesi nedeniyle yüksek görünmesinin doğal bir sonuç olduğu vurgulandı. Bunun yanı sıra, düşük kupon oranlarına sahip bu senetlerde, vade tarihinde biriken enflasyon farkının ödenmesinin bu yüksek ödemeleri getirdiği ifade edildi.
“Daha Dengeli Gelecek Beklentisi”
2026 yılında faiz giderlerinin milli gelire oranının yüzde 3,5’e gerileyeceği öngörülmekte. Bakanlık, dezenflasyon sürecinin etkileriyle, faiz ödemelerinin daha dengeli ve öngörülebilir seviyelere ulaşacağını belirtti. Geçmiş veriler göz önüne alındığında, faiz giderlerinin milli gelire oranının 2002-2025 döneminde ortalama olarak yüzde 4,4 civarında gerçekleştiği ifade edildi.
Son olarak, kamu borçlanma stratejisinin piyasa koşulları ve makroekonomik görünüm göz önünde bulundurularak dikkatli bir şekilde yürütüleceği kaydedildi. 2024 yılından itibaren 10 yıl vadeli TÜFE'ye endeksli tahvil ihraçlarının sona erdirileceği de duyuruldu.