Erzurum, Türkiye'nin tarihi ve kültürel derinliğini en iyi yansıtan şehirlerden biri olarak öne çıkıyor. Kent, yüzlerce yıl boyunca önemli geleneklerin yaşatıldığı bir merkez haline gelmiştir. Akşam ezanı haricinde her ezanın ardından okunan salatüselam geleneği, Erzurum'un 700 yılı aşkın bir süredir devam eden en kıymetli ritüellerinden birini oluşturuyor. Bu geleneğin yanında, Pir Ali Baba tarafından başlatılan ve asırlardır sürdürülen 'binbir hatim' uygulaması da yer alıyor.
Ramazan ayında camilerde gerçekleştirilen mukabele (Kur’an okumaları) geleneği uzun yıllardır devam ederken, kökeni belirsiz bir biçimde özelliğini koruyan 'İşfe’lena duası' da bu topraklarda yüzyıllardır okunuyor. Teravih namazı sonrası ifa edilen bu dua, müezzin tarafından 'Mahşerin büyük meydanında ve terazinin kurulduğu günde bize şefaat eyle' anlamına gelen bir metinle okunmaktadır. Duanın bir diğer anlamı, 'Fazlınla merhamet eyle, ey Alemlerin Rabb’i' şeklindedir ve bu işlem hüseyni makamında gerçekleştirilmektedir.
Önemli bir gelenek haline gelen 'İşfe’lena duası'nın belgeseli de hazırlandı. Projenin koordinatörlüğünü üstlenen Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, bu çalışma kapsamında birçok uzmanın yanı sıra dua okuyan hafızlarla da röportajlar gerçekleştirdi. Belgeselde, bu geleneğin tarihçesi, anlamı ve toplum üzerindeki etkileri detaylı bir biçimde irdeledi. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş, Erzurum'un kendine özgü dini ve sosyal yaşamına dair önemli bilgiler paylaşarak, teravih namazı sonrası yapılan bu dua geleneğinin kentin ruhunda önemli bir yer tuttuğunu belirtti.