ABD ve İsrail, 28 Şubat 2026 tarihinde İran'a yönelik askeri operasyonlara başladı. Türkiye, bu kritik dönemde barış arayışlarının önemi üzerine yoğunlaşarak, tarafların derhal ateşkese geçerek diplomasi masasına dönmesi gerektiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, saldırıların öncesinde başlattığı diplomatik girişimlerin yanı sıra, 28 Şubat'tan itibaren Ortadoğu'daki çatışmaların sona erdirilmesi için tüm diplomatik kanalları harekete geçirdi. Sürekli olarak dünya genelindeki liderlerle görüşerek, gerilimin düşmesi için diplomatik çabaların sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
Erdoğan, İsrail’in saldırgan tutumunun yalnızca bölge için değil, küresel çapta büyük bir tehdit oluşturduğunu belirterek, İran’ın da bölgedeki ülkelere yönelik eylemlerinin son bulması gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Eğer çatışmalar sürerse, bunun daha geniş bir boyuta yayılacağından endişe duyduğunu ifade etti.
Özellikle ABD Başkanı Donald Trump ile, İran ve Körfez ülkelerindeki durumu görüşen Erdoğan, barışın sağlanması adına atılması gereken adımları yine önemli bir görüşme ile dile getirdi. Ayrıca Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile de irtibat halinde olarak, tüm bölge için barış arayışlarını sürdürdü.
Erdoğan, görüşmelerde kalıcı ve sürdürülebilir bir barış sağlanmasını hedeflemenin yanı sıra, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yapılan görüşmede de uluslararası güvenliğin önemi üzerinde durdu. Dolayısıyla, Türkiye'nin barış sürecine olan katkılarını artırma isteği vurgulandı.
Birçok ülkeden liderlerle yapılan toplantılar, Türkiye’nin uluslararası diplomasi alanında üstlendiği sorumluluğun altını çizerken, her fırsatta bu krizin daha fazla yayılmasının önüne geçmek için kaydettikleri ilerleme hakkında bilgilendirme yapıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürecin olumlu sonuçlar vermesi adına tüm yükümlülüklerini yerine getireceklerini ifade etti.