25 Ağustos 2026, Salı 17:46
Son Dakika

Adalar fayı tartışmasına Şener Üşümezsoy’dan yeni itiraz: Ölü fayı canlı sanıyorlar

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Adalar çevresinde bulunan ve Adalar uçurumu ya da eskarpman olarak tanımlanan yapının, geçmişte gelişmiş yaşlı bir normal fay düzlemi olduğunu söyledi. Bu yapının daha sonra bölgede etkili olan farklı tektonik kuvvetler ned

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Adalar çevresinde bulunan ve Adalar uçurumu ya da eskarpman olarak tanımlanan yapının, geçmişte gelişmiş yaşlı bir normal fay düzlemi olduğunu söyledi. Bu yapının daha sonra bölgede etkili olan farklı tektonik kuvvetler nedeniyle parçalandığını belirten Üşümezsoy, söz konusu alanın tek bir fay hattı gibi değerlendirilmesine karşı çıktı. Üşümezsoy’a göre, Adalar çevresindeki büyük duvar görünümündeki eski fay yüzeyi, sonraki dönemde gelişen makaslama kuvvetleriyle birçok parçaya ayrıldı.

‘ÖLÜ FAYI CANLI OLARAK GÖRMEK BÜYÜK HATA’

Üşümezsoy’un en dikkat çeken itirazlarından biri ise yıllardır Marmara’da deprem riski tartışmalarının merkezinde bulunan Adalar Fayı oldu. Adalar Fayı’nın “kırılmamış aktif fay” olarak gösterilmesine karşı çıkan Üşümezsoy, bu yapının ölü bir fay düzlemi olduğunu savundu. Üşümezsoy, Büyükçekmece’den Yeşilköy ve Tuzla’ya kadar uzandığı öne sürülen fayın aktif ve büyük deprem üretecek bir sistem olarak değerlendirilmesini, jeolojik açıdan yanlış bir yaklaşım olarak nitelendirdi.

TUZLA VE BÜYÜKADA ÇEVRESİNDEKİ FAYLARA DİKKAT ÇEKTİ

Üşümezsoy, Adalar çevresinde tek bir fay yerine farklı yönlerde gelişmiş fayların bulunduğunu anlattı. Tuzla kuşağındaki yırtılma faylarının bölgedeki yapıyı şekillendirdiğini ifade eden Üşümezsoy, Büyükada’nın doğusundan geçen ve kıyıya doğru ilerleyen sistemin de önemli olduğunu söyledi. Son dönemde meydana gelen depremlerdeki bazı hareketlerin de bu genç faylar üzerinde gerçekleştiğini belirten Üşümezsoy, fay sisteminin geniş bir alanda parçalı bir yapı oluşturduğunu savundu.

‘SON DEPREMLERDE HERKES ADALAR FAYI DEDİ’

Üşümezsoy, bölgede meydana gelen depremlerin ardından kamuoyunda Adalar Fayı’nın aktif olduğu yönünde yorumlar yapıldığını da söyledi. Kendisinin bu değerlendirmelere katılmadığını belirten Üşümezsoy, geçmişte de Adalar Fayı üzerinde büyük bir deprem beklemediğini ifade etti. Marmara’daki son büyük depremlerin ve sismik hareketlerin yanlış faylarla ilişkilendirildiğini savunan Üşümezsoy, Silivri ve Kumburgaz çevresindeki depremlerin farklı bir tektonik sistem içinde değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

‘KUZEY MARMARA’DA KIRILMAMIŞ FAY KALMADI’

Üşümezsoy, 1912 depreminden sonra stres biriktirdiğini söylediği bazı fayların daha sonraki depremlerle kırıldığını belirterek, Kuzey Marmara’da “kırılmamış büyük fay” söylemine de karşı çıktı. Adalar Fayı’nın 7,2 ila 7,3 büyüklüğünde deprem üreteceği yönündeki tahminlerin yıllardır tekrarlandığını söyleyen Üşümezsoy, kendi çalışmalarının ise farklı bir modeli ortaya koyduğunu ifade etti. Üşümezsoy, geçmişte yayımladığı kitaplarda ve hazırladığı haritalarda ortaya koyduğu tektonik modelin, Marmara’da meydana gelen son depremlerle desteklendiğini savundu.

Ahbap Derneği soruşturmasında Şahan Gökbakar’ın ifadesi ortaya çıktı: Haluk Levent bende hiçbir zaman güven uyandırmadı

TUZLA, BÜYÜKADA VE BATIDAKİ FAY SİSTEMLERİ

Marmara Denizi’nde beklenen büyük depremle ilgili farklı bilimsel görüşler kamuoyunda uzun süredir tartışılıyor. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un “Adalar Fayı” olarak bilinen yapının aktif olmadığı yönündeki son değerlendirmesi de bu tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'un açıklamaları şöyle;

"Bu yaşlı, ölü fay eskarpıntısı, (farklı yükseklikteki iki düzlük veya vadi tabanı arasında ani bir yükseklik farkı, dik bir yamaç veya büyük basamak oluşturan uzun kaya kenarı/uçurum yapısı) bu makaslama zonlarıyla fay düzlemi paramparça edilmiştir. Normal bir fay olarak tek bir düzlem halinde kayarak Adalar Platformu yükselirken önünde Çınarcık Çukuru çöktüğü jeolojik zaman sonrası, Kuzeydoğu fay rejiminin bölgede egemen olması sürecinde, bölgede etkili olan kuzeybatı-güneydoğu, güneybatı-kuzeydoğu kuvvet çifti bu alanı ve eskarpıntıyı parçalamıştır. Ancak bu eskarpıntı Kuzey Anadolu Fayı olarak kabul edildiğinde, bu eskarpıntının uzanımı Sigma 1, kuzeybatı-güneydoğu Sigma 1 ile paralel olduğu için onun üzerinde hiçbir aktivite söz konusu olamaz bu yeni tektonik rejim döneminde.

17 AĞUSTOS VE 23 NİSAN DEPREMLERİ

Ve 99'dan 30 yıl geçtiği halde herkes Adalar Fayı üzerinde deprem beklerken, ilk depremler Silivri Çukuru'nda olduğunda bunu 17 Ağustos depremine bağlama gibi bir yanlışa yönelmiştir. Diğer ikinci deprem ise 23 Nisan depremi, Silivri-Kumburgaz depremidir. O da Adalar Fayı'nın 60 kilometrelik ve Yeşilköy-Büyükçekmece arasındaki devamını atlayarak Silivri Çukuru ve Kumburgaz Çukuru'ndaki depremlerdir. Bunlar da 1912 depremi sonrası bölgede stres yüklenmiş, kırılmayan fay hattıdır ve bunun kırılması sonrası artık Marmara'da, Kuzey Marmara'da kırılmamış fay yoktur tezi ortaya konmuştur.

"ÖLÜ FAYI AKTİF FAY SAYMAK"

Ama buna karşılık Büyükçekmece'den Yeşilköy'den Tuzla'ya kadar giden fayı, ölü fayı kırılmamış fay olarak yorumlamak aslında jeolojinin en büyük hatalarından biridir. Dogmatist bir yaklaşım içindedir. Bu konuda çok net itirazlar EMSC'den geldiği halde hâlâ o fayın varlığını, Adana'dan Doğu Anadolu Fayı olarak Türkiye'de düz içi Osmaniye-Yumurtalık fay hattını Doğu Anadolu Fayının devamı olarak Adana'yı biçtiği şeklinde sürdüren tezdir. 6 Şubat depremi bu tezi çöpe atmıştır. Ve tüm MTA, TPAO, AFAD haritalarını değiştirmiştir. Bir gün de bu Ada Fayı hakkındaki haritalar değişecektir.

KUZEY ANADOLU FAYI KABULÜ VE ESKİ SENARYOLAR

Çınarcık Çukuru'nun kuzey kenarındaki bu fay Kuzey Anadolu Fayı sanılmaktadır. Başlangıçta hem Çınarcık Çukuru'nun kuzey kenarı hem Orta Marmara Çukuru'nun kuzey kenarı hem de Tekirdağ Çukuru'nun kuzey kenarı Kuzey Anadolu Fayı olarak sayılmış ve 30 yıl içinde 160 yıl içinde üç tane 7.0'lık deprem olacak veya iki tane 7.4'lük deprem olacak. Bunların biri Adalar Fayı dediğimiz Çınarcık Çukuru kuzey kenarı fayı da olacak, diğeriyse Tekirdağ Fayı dediğimiz fay üzerinde olacaktır diye çıkan makaleler mutlak kabul edilmiş ve 30 yıl boyunca sürekli bu sakız çiğnenmiştir. Makale ne kadar çok çıkarsa çıksın, değersizse değersizdir."

Zincirleme facia! Anne ve bebeğinin öldüğü doğumda şok iddia