Marmara Denizi'ndeki deprem hareketliliğine ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme Prof. Dr. Osman Bektaş'tan geldi. Bektaş, son 1-2 günde Çınarcık Havzası çevresinde 10-13 kilometre derinlikte görülen mikrodeprem aktivitesine dikkat çekerek, Adalar Fayı'nın derin kesimlerinde 'creep' olarak adlandırılan yavaş sürünme ihtimalini gündeme taşıdı.
Türkiye yeniden kavrulacak! Orhan Şen tarih verdi: İstanbul 35, Antalya 43 dereceyi görecekADALAR FAYI DERİNDE SÜRÜNÜYOR MU?
Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Adalar Fayı ve Çınarcık Fayı çevresindeki mikrodeprem hareketliliğini değerlendirdi. Bektaş, söz konusu depremlerin yaklaşık 10-13 kilometre derinlikte yoğunlaşmasının, fayın derin kesimlerinde farklı bir deformasyon mekanizmasının işliyor olabileceğine işaret ettiğini belirtti.
Bektaş, daha önce yapılan çalışmalarda 1963 yılında meydana gelen 6,3 büyüklüğündeki Çınarcık depreminin yaklaşık 12 kilometre derinlikte Adalar Fayı ile ilişkilendirildiğini hatırlattı. Son günlerdeki mikrodeprem aktivitesinin ise 2025 yılında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki Silivri depreminin ardından oluşan stres değişimiyle bağlantılı olabileceğini ifade etti.
"Son 1–2 günde Çınarcık Havzası’nın doğusundaki Adalar Fayı ve batısındaki Çınarcık Fayı boyunca 10–13 km derinlikte mikrodeprem aktivitesi dikkat çekiyor. Baştürk vd. (2016), 1963 M6.3 Çınarcık depremini ~12 km derinlikte Adalar Fayı ile ilişkili konumlandırmıştı. 10-13 km derinlikteki mikrodepremler (Bohnhoff,2013), Adalar Fayı’nın derin kesiminde creep (sürünme) olasılığını destekleyen önemli bir gözlem olabilir. 2025 M6.2 Silivri depremi sonrası oluşan stres değişimi de bu aktiviteyi tetiklemiş olabilir. İstanbul tarihsel olarak M 7 den büyük deprem değil, yıkım yaşamıştır. Yıkımda,zemin büyütmesi dikkate alınmamıştır. 1935,1963,2025 aletsel dönem depremkeri M6+ dır. Ana Marmara Fayının birçok yerinde creep yaptığı artık ispatlanmıştır."
MARMARA TEK PARÇA MI KIRILACAK?
Bektaş'ın paylaşımında Marmara'daki fay sisteminin mekanik açıdan tek tip olmadığı vurgusu öne çıktı. İzmit ile Mürefte arasında geometrik olarak süreklilik gösteren Ana Marmara Fayı'nın farklı kesimlerinde kilitlenme ve sürünme davranışlarının bir arada bulunabileceği belirtildi.
Bektaş, merkezi Marmara'da görülebilecek creep ve geçişli deformasyonun, fayda biriken enerjinin bir bölümünün farklı büyüklükteki depremlerle açığa çıkmasına katkı sağlayabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Bu yaklaşım, Marmara'da uzun süredir tartışılan “tek parça ve büyük kırılma” senaryosunu yeniden gündeme getirirken, 1963 ve 2025'te meydana gelen M6+ depremlerin de fay sisteminin parçalı davranışına ilişkin önemli veriler sunduğu savunuldu.
"2025 – 3B MT: Akışkanlı zayıf zonlar ile dirençli/kilitli yapıların birlikte bulunduğunu gösteriyor. 2025 – Science: 2011–2025 arasında M>5 depremlerin doğuya doğru ilerleyen kısmi kırılma dizisini ortaya koyuyor. 2025 – Nature Communications: 2019 ve 2025 depremlerinin segmentli/kısmi kırılmayı gösterdiğini ortaya koyuyor. 1935,1963,2025 M6+ depremleri parçalı kırıldı. 2026 – Bohnhoff: Marmara’yı farklı segmentlerden oluşan karmaşık bir fay sistemi olarak yeniden değerlendiriyor."
7 ÜZERİNDEKİ DEPREM SENARYOLARI
Bektaş, Marmara'daki yeni jeofizik verilerin fay sisteminin karmaşık ve heterojen yapısına işaret ettiğini belirterek, farklı segmentlerdeki davranışların daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Paylaşımının sonunda İstanbul açısından kritik bir uyarıda bulunan Bektaş, Marmara'daki yeni bilimsel bulguların büyük deprem riskini ortadan kaldırmadığını, kentin hazırlık seviyesinin yine 7 üzerindeki deprem senaryoları dikkate alınarak en üst düzeyde tutulması gerektiğini ifade etti.
"En son Uluslararası jeofizik çalışmalar dikkate alınmadan, Avcılar güneyindeki Ana Marmara Fayı'nın “kilitli” olduğu kesinmiş gibi sunuluyor. Oysa fayın elektriksel iletkenliği, MT ve ısı/Curie verileri, sismisite, bölgede sıcak, akışkanlı, zayıf ve heterojen kısmen sürünen fay yapısına işaret ediyor. Bu heterojenlik, fayın tek parça kırılması yerine parçalı kırılma ve creep/geçişli deformasyon gösterebileceğini düşündürüyor. Sonuç: Deprem yorumları özellikle 2025-2026 uluslararası bilimsel verilere dayanmalıdır.
İzmit–Mürefte arasında Ana Marmara Fayı geometrik olarak süreklidir; fakat mekanik olarak homojen değildir. İzmit ve Mürefte daha kilitli (M7+) aradaki merkezi Marmara ise creep/geçişli deformasyon zonudur (M6+). Bölgesel manto yükselimi, ısı anomalisi ve akışkanlar bu farklılığın jeodinamik temelini oluşturur. Merkezi creep zonu Marmara'nın 1963 ve 2025 M6+ depremleri gibi enerjinin bir bölümünü boşaltıyor olabilir. Bu, İstanbul için bir şans ancak rehavet nedeni değildir.
Marmara paradigması değişti. 2000: %62 / 2004: %42 7+ olasılığı / 2025 6.2 ise önemli bir soru bıraktı: Ana Marmara Fayı gerçekten sadece Îzmit Fayı gibi enerji mi biriktiriyor, yoksa biriktirdiği enerjiyi farklı büyüklüklerde boşaltıyor mu? 27 yılın asıl dersi bu olmalı. 2025–2026 jeofizik verileri, Ana Marmara Fayı’nın tek parça kırılarak 7 üzeri deprem üretmesi paradigmasını desteklemiyor. Ama bu, İstanbul’un riski küçümsemesi anlamına gelmez. İstanbul’un depreme hazırlık düzeyi yine'de en üst derecede 7 olmalı."
Fas’ın kırmızı bültenle aradığı kadın İstanbul’da yakalandı! Detaylar şaşırttı