10 Mayıs 2026, Pazar 17:07
Son Dakika | DÜNYA

ABD Ordusu Tarihinde Olağanüstü Tasfiyeler: 20 General ve Amiralin Görevden Alınması

İran'a karşı elde edilen somut zaferlerin olmayışı, ABD Başkanı Donald Trump ile ordu arasındaki gerilimleri artırdı. Trump, üst düzey askeri yetkililere sert sözlerle yüklenerek tarihin en büyük zulümlerine imza atıldığını belirtti.

İran’a karşı yürütülen operasyonların sonuç vermemesi, ABD’de ordunun durumu hakkında sorgulamaları artırdı. Gözler, eski Başkan Donald Trump'ın ordu ile olan karmaşık ilişkisine çevrildi. Trump’ın ilk döneminde, Pentagon'da gerçekleşen gizli ‘Tank’ toplantısı dikkat çekti; burada dönemin Savunma Bakanı James Mattis, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Ulusal Ekonomik Konsey Direktörü Gary Cohn, Trump’a uluslararası güvenlik düzenini anlatmaya çalıştılar.

'KAYBEDENSİNİZ'

Toplantıda Trump, generallere sert bir şekilde hitap ederek, "Hepiniz kaybedensiniz... Artık nasıl kazanacağınızı bilmiyorsunuz. Sizinle savaşa girmeyeceğim. Siz bir sürü enayi ve çocuksunuz,” ifadeleriyle tepkisini dile getirdi. Bu sözlerin ardından askeri çevrelerde ciddi bir rahatsızlık yaşandı, özellikle Tillerson ile ilişkilerde gerginlik doğdu.

ABD'nin askeri doktrinini şekillendiren Colin Powell’ın geliştirdiği “Powell Doktrini”, askeri gücün kullanılabilmesi için belirgin hedefler, kamuoyu desteği ve üstünlük şartlarını öngörmüştür. Ancak Trump döneminde bu kuralların sıkça göz ardı edildiği gözlemlendi.

TARİHİ TASFİYELER

Trump yönetimi altında, ABD ordusunda tarihi boyutlarda tasfiyelere tanık olundu. Nisan 2026’da Savunma Bakanı Pete Hegseth, 20 general ve amiralin görevden alındığını bildirdi. Uzmanlar, bu tasfiyelerin Pentagon’da köklü bir “nesil boşluğu” oluşturabileceği ve kurumsal yapıyı zayıflatabileceği konusunda uyarılarda bulundular.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Mark Cancian, aynı anda bu kadar çok üst düzey askeri liderin görevden alınmasının benzersiz bir duruma işaret ettiğini vurguladı. Trump’ın askeri liderlere bakış açısının ise genellikle stratejik değil, siyasi ve görsel bir unsur olarak değerlendirildiği, bu durumun da sivil otorite ile profesyonel askeri yapı arasındaki dengeleri zorladığı ifade ediliyor.