Site Rengi

DOLAR 6,1826
EURO 6,7866
ALTIN 326,2
BIST 110.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Yağışlı

Çocuk İstismarına Dur De!

necdet saraç
AHA.Erdoğan ve AKP’liler ne söylerlerse söylesinler, 9 yıldır “Suriye politikanız yanlış, yapmayın, etmeyin bu politikalarınız sonuçsuz kalmaya mahkum, terörü de, göçü de, barışı da Suriye yönetimi başta olmak üzere İran’la, Irak’la, Mısır’la oturun konuşun” diyenler bir kez daha haklı çıktılar. Olan bizim askerimize, yoksul ailelerin çocuklarına oluyor… Hiçbir şeyin inandırıcılığı kalmadı! Hamaset gerçekmiş gibi sunulduğu gibi, yalanlar da gerçekmiş gibi sunuluyor… Soçi ve Ankara mutabakatlarında “Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine “evet” dedikten sonra İdlib’e “Türkiye toprağı” uygulaması yapmak gibi… Hulis Akar “iki kere haber verdik” derken, Rusların buna tepki bile vermemesi gibi… Türkiye, “fırtına obüslerimizin göklerden ölüm yağdırdı, F-16’larımız göz açtırmadı” derken, Ruslar, “sınırı geçen Türk savaş uçağı bulunmadığını duyurması” gibi… Birgün savaş ilan eder gibi “rejim güçleri hedefimizde” deyip, ertesi gün “diplomasi kanallarının açık olduğunu” söylemek gibi… Sabah yalnızca Suriye değil, Ukrayna üzerinden de Rusya’ya atar yapıp, akla Akkuyu Nükleer Santrali, Türk Akım Projesi, S-400, doğal gaz ve Rus turistler” gibi önemli konular gelince, daha gün bitmeden o akşam “Bizim Rusya ile şu aşamada bir çatışma ya da bir ciddi çelişki içerisine girmemize gerek yok” diyerek Putin’le görüşmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmak gibi… Bunca yaşanandan sonra artık gerçekleri kabul etme zamanıdır! Olmayanı “olmuş”, yalanı “gerçek” gibi sunmaktan vazgeçilmediği taktirde, yalnızca İdlib’de değil, bölgede daha fazla kan ve gözyaşı döküleceği çok açık… Erdoğan’ın “rejim” diye ifade ettiği Esad yönetimi, onca yıkıma rağmen bu sürecin kazanını olmuştur. İdlib de HTŞ’den temizlenmesi bu ‘zafer’in simgesi olacaktır. Suriye’nin İdlib ısrarında bu gerçek yatıyor. Rusya’nın “asıl patron” olması ise bu gerçeği değiştirmez! Putin’le görüştükten sonra Erdoğan’ın Suriye ordusunun Şubat sonuna kadar gözlem noktası sınırlarına çekileceğini açıklaması “dilekten” öte bir anlam ifade etmemektedir. Siyasal İslamcı terör gruplarının İdlib’de tutunma şansları kalmamıştır. İdlib “düştükten” sonra Suriye’nin süreç içinde Rusya desteğinde diğer bölgeleri de “geri alacağı” bilinen bir gerçekliktir… Türkiye hesabını buna göre yapması gerekir! Hesap bu gerçeğe göre yapılmazsa son günlerde hem Rus basınında, hem de Avrupa basınında yapılan bazı haberlerde görüleceği gibi “Türkiye’nin El Kaide ve IŞİD bağlantı” iddiaları belli ki yeniden ortalığa dökülecektir. Erdoğan ve AKP politikaları bölgede kaybetmiştir. Türkiye’nin elinde kala kala bir tek “Avrupa’ya kitlesel göç kozu” kalmıştır! O kozun da işin doğrusu Almanya dışında başka ciddi bir alıcısı bulunmamaktadır. Kaldı ki İdlib’le ilgili olarak sürekli dile getirilen ve 3-4 milyonla ölçülen rakamların çok abartılı olduğu da ısrarla söylenmektedir. (Bu konuda bölgeyi çok iyi bilen ve 9 yıldır öngörüleri doğru çıkan Ömer Ödemiş’in “İdlib yalanları” başlıklı makalesini okumakta yarar var.) 9 yıllık deney defalarca gösterdi ki, savaş isteği, acıyı, gözyaşını, ölümü ve göçü beraberinde getirdi. Doğru sorunun “Suriyelilerin burada ne işi var” sorusu değil, “Türkiye’nin Suriye’de ne işi var” sorusu olduğu ortaya çıktı! Yalnızca bu nedenle bile, barış isteyenlerin birkaç adım öne çıkması, savaşa ve yalanlara meydan okumasının tam da zamanı… Hep yazdık, yazmaya devam etmeli: Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasal birliğini savunan Türkiye bölgede “siyasi olarak yenildiğini” görmeli ve yeni maceralar aramak yerine Suriye’nin “meşru rejimi” ile anlaşarak, Suriye toprağı olan İdlib’den çekilmeli ve Suriye ile birlikte, AB’nin ve BM’nin de katılacağı “Göç, Terör ve Barış Konferansı” toplamalıdır!

AHA.Ümraniye Atatürk Düşünce Derneği, çocuk istismarlarına dur demek için bugün bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Bu çağrıyı vakıflara, denetimden uzak yatılı kursların idarecilerine, onların sözde yöneticilerine, öğretmenlerine, dini istismar eden derneklere değil; doğrudan Cumhurbaşkanına, İçişleri Bakanlığı’na, Milli Eğitim Bakanlığı’na, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na yapıyoruz. Çocuk istismarına “dur!” diyecek, kadınlarımıza şiddeti önleyecek güç onların elindedir. İstismar ve şiddet her geçen gün artıyorsa sorumlusu da, suçlusu da onlardır! Anayasamızın 41. Maddesi şöyle: Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar. Anayasa açıktır, ancak uygulayacak kurumlar, yani devlet mekanizması üzerine düşen görevi yapmamaktadır, yasaları uygulamamaktadır ve hatta birilerine yüz vermekte, onları şımartmaktadır.” diyerek hükumete seslendiler.

Açıklamalarına “Eğer demokrasiyi sadece araç olarak görürseniz, ulusal egemenlikten, laiklikten, çağdaş eğitimden, insan hak ve özgürlüklerinden gittikçe uzaklaşırsanız, tarikat ve cemaatlerle kol kola girerseniz, onları korursanız, her istediklerini verirseniz, yaptıkları karşısında üç maymunu oynarsanız ve siyaseten onlardan medet umarsanız bu sonuç kaçınılmazdır. Çocuklarımızı koruyamazsınız, kadınlarımızı koruyamazsınız, ülkemizi, geleceğimizi koruyamazsınız! Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk: “Vatanı korumak çocukları korumakla başlar.” derken, “Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır.” derken bu tehlikelere dikkat çekmek istiyordu. Sorumlulara soruyoruz, Ruhsatsız, izinsiz kurslar nasıl açılabilmektedir? Bunların kapatılmamasının ve denetlenmemesinin nedeni nedir?
Yanarak ölen, cinsel istismara uğrayan çocukların vebali kimindir?” diye devam ettiler.Ümraniye Atatürk Düşünce Derneği üyeleri, “Anayasal, çağdaş bir hukuk devletinde bu soruların yanıtı da, sorumlusu da bellidir. Bizler de suçluları, sorumluları biliyoruz ve takipçisi olacağız. Bu takibi, gözü yaşlı analar, babalar için, şiddete uğrayan kadınlarımız için, çağdaş bir devlet haline gelebilmemiz için, uygarlık için ve en önemlisi vicdanlarımız böyle emrettiği için yapacağız. Çocuklarımızı kindar ve dindar yetiştirme politikası son bulmalıdır. Bu amaçla varlığını sürdüren kurum, kuruluş, vakıf ve dernekler derhal kapatılmalıdır. Çocuklarımızı barış ve sevgi dolu bireyler olarak yetiştirecek eğitim politikaları derhal hayata geçirilmelidir. Çocuklarımızın, gençlerimizin, kadınlarımızın bu günlerini, yarınlarını karartan ve hatta yaşam haklarını ellerinden alanlar, yargı önünde hesap vermeli, en üst sınırdan cezalandırılmalıdır. Buradan Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu savcılarına yaşanan bu acıların tüm sorumluları hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Bizler, anayasanın gerçek anlamda uygulanması için mücadelemizi yılmadan sürdüreceğiz.

Çocuklarımıza gençlerimize, kadınlarımıza kısaca halkımıza, ülkemize ve devletimize sahip çıkacağız. Biz buradayız! Tüm bu olumsuzlukların sorumlularını bir kez daha görevlerini yapmaya çağırıyoruz. Onlar çağrımıza kulak vermezse, bu olaylara “Dur!” demezse, biz onlara demokratik, yasal ve hukuki haklarımızı kullanarak “Dur!”, “Artık Yeter!” diyeceğiz. Bütün yurttaşlarımızı bizimle birlikte Türkiye’nin aydınlık geleceğine sahip çıkmaya, Atatürkçü, çağdaş düşünce etrafında örgütlenmeye ve mücadeleye çağırıyoruz! Son sözümüzü Gazi Mustafa Kemal Atatürk daha önce 1925’te söylemişti, ama biz, bir kez daha haykırıyoruz: Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır!” diyerek basın açıklamasını sonlandırdılar.

 

Paylaşın:
REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

× Whatsapp İhbar Hattı