DOLAR 8,0580
EURO 9,6752
ALTIN 460,38
BIST 1.408
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Çok Bulutlu
İstanbul
19°C
Çok Bulutlu
Pts 17°C
Sal 16°C
Çar 18°C
Per 18°C

CHP’li Tekin: Bugün Türkiye’de zaten yargı bağımsızlığı yok. Yargı organlarının tamamı büyük baskı altında.

CHP’li Tekin: Bugün Türkiye’de zaten yargı bağımsızlığı yok. Yargı organlarının tamamı büyük baskı altında.

AHA.Gece yarısı yayınlanan bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Birincisi çok açık gerçek. İstanbul Sözleşmesi kararname ile fesh edilemez. Anayasa’nın 90’ıncı maddesi orada duruyor. Milletlerarası anlaşmalar TBMM yetkisindedir ve kanun hükmündedir. Bir kanunu da bir Cumhurbaşkanı kararnamesi değiştiremez, yürürlükten kaldıramaz. “Ben Anayasa’yı ilga ediyorum” diyorlarsa bunu da açık açık söylesinler. Bu yapılan sadece hukuka aykırı değildir. Toplumsal sözleşmeyi tanımıyorum demektir, milli iradeyi, egemenliğin millete ait olduğu rejimi tanımıyorum demektir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel ilkesi bellidir. Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir. Egemenlik sarayın değildir. Egemenlik Cumhurbaşkanı’nın değildir. Egemenlik bir şahsın, zümrenin, partinin değildir. Milletindir. Milyonlarca kadının hakkıyla ilgili, usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş uluslararası bir sözleşmeyi öyle keyfinize göre ortadan kaldıramazsınız. Erdoğan hukuk bilmiyor olabilir, yanındakiler yöresindekiler yanlış yönlendiriyor olabilir, aldatılmış, kandırılmış olabilir ancak bu düzenleme adaletten döner, kadınlarımız da İstanbul Sözleşmesi’ne kavuşur.

İstanbul Sözleşmesi’nin aile birliğini bozduğu, bizim değerlerimize yabancı olduğu, toplumu yozlaştırdığı iddia ediliyor. Siz ne dersiniz?

Bu sözleşme gökten zembille inmedi. 2011 yılında bu sözleşme İstanbul’da hazırlandı. AKP ala ve vala ile bu sözleşmenin tanıtımını yaptı. İlgili yasal düzenlemeyi tüm partiler birlikte onayladılar. AKP İstanbul Milletvekili Canan Kalsın diyor ki: “İstanbul Sözleşmesi yüzde yüz yerli ve milli bir sözleşmedir.” Sonra da soruyor: “Amacı şiddet uygulananı şiddetten korumak olan bir sözleşmenin toplumu bozduğunu söylemek akla ziyan bir tutum ve düşüncedir. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkalım diye yüksek sesle bağıranlar, öldürülen kadınlar, çocuklar için ne yapmayı düşünüyor?” Ben de şimdi soruyorum. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkalım diye o kararnameye imza atanlar, öldürülen kadınların, çocukların hesabını nasıl verecek?  AKP döneminde en az 7 bin 600 kadın cinayete kurban gitti. Ne yapacağız? Bu ülkenin kadınlarının cinayete uğramasına seyirci mi kalacağız? AKP aldığı kararla katilleri sevindirdi, kadınları üzdü. Ama bu yaptıkları hiçbir işe yaramayacak. AKP gidecek, İstanbul Sözleşmesi mutlaka geri gelecek.

Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliği düşürüldü. Kendisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kalmaya devam ediyor. CHP bu süreçte nerede duruyor?

CHP demokrasinin yanında duruyor. Ömer Faruk Gergerlioğlu insan hakları mücadelesi açısından simgeleşmiş bir insandır. Her kesimden insanın yanında durdu. Haksızlıklara karşı mücadele etti. AKP’yi rahatsız eden konu budur. Bir tweet yüzünden halkın oylarıyla verdiği vekilliği iptal etmeye çalışıyorlar. Konu Anayasa Mahkemesi’ndeyken yargı sürecine hassasiyet göstermek gerekiyordu. Bu hassasiyet gösterilmedi. Atılan adımın tek amacı siyasi bir intikam almaktır. Bugün yargı erkinin bu intikamın enstrümanı, Meclis’in de sahnesi olması tarihe kara bir sayfa olarak geçti. Ömer Faruk Gergerlioğlu farklı bir partiden olabilir ancak bir hükümet siyasi intikam hırsıyla bir milletvekillinin vekilliğini düşürüyorsa orada farklı bir proje var demektir. O projelerin sonu da memlekelet için hayırlı olmaz. Toplumsal stres ve basıncın bu kadar artmasından Türkiye fayda sağlamaz.

HDP hakkında kapatılma davası açıldı. 687 kişi hakkında siyasi yasak talep edildi. Bu konuya CHP nasıl yaklaşıyor?

Türkiye’de bu tarihe kadar bir çok parti kapatıldı. Ne oldu? Hiçbir şey olmadı. Partileri millet açar, millet kapatır. Bunu en iyi bilmesi gereken parti AKP. 5 yıl önce Erdoğan meydanlara çıktı, “Parti kapatmayı çok çirkin buluyorum, bunu tarihten silmemiz gerekir” dedi. Geldikleri nokta ortada. Geçmişten ders almıyorlar. HDP 6 milyon insanın oy verdiği, yasal bir partidir. Faaliyetlerini yürütüyor. Kişilerin eylemleri yüzünden partileri cezalandırmak adalet ilkesine aykırı. Bugün Türkiye’de zaten yargı bağımsızlığı yok. Yargı organlarının tamamı büyük baskı altında. Yargı güvenliği olmadığı için Türkiye her alanda büyük bedel ödüyor. AKP de bu alanın altını iyice oymak için elinden geleni yapıyor. HDP hakkında açılan davaya da, İstanbul Sözleşmesi hakkında yapılacak başvurulara da Anayasa Mahkemesi bakacak. İki çok kritik konu var. Anayasa Mahkemesi’nin bu konularda Anayasa’ya bağlı, demokrasinin temel ilkelerine uygun kararlar almasını bekliyoruz. Bu iki dava Türkiye açısından bir sınavdır. Bu sınavı geçmemiz gerekiyor. Güçlünün hukuku mu hakim olacak, hukukun gücü mü geçerli olacak hep birlikte göreceğiz. Bir ülkede adalete, hukuka olan inanç biterse o ülkede tuz kokar. Farklı bir dinamiğin ortaya çıktığını düşünüyorum. Sanki birileri Türkiye’yi çok ağır bir noktaya sürüklemek istiyor. Tüm siyasetçileri bu dönemde sorumlu davranmaya davet ediyorum.

Gezi Parkı’nın da mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınarak, Vakıflar Genel Müdürlüğü eliyle bir başka vakfa devredildi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gezi Parkı’nın sembolik bir değeri var. Gençler ve toplum nezdinde farklı bir konumu var. Bu konuda atılan adım sorumsuz bir adımdı. Belediye’nin elinden burası adeta gasp edilmiştir. Gezi Parkı’nın gaspı da bir mesajdır. O mesajı okuyoruz. AKP diyor ki “Güç bende Firavun gibi ne istersem yaparım.” Ben de AKP’ye soruyorum siz ne zaman Firavun olmaya özendiniz? Siz ne zaman yoldan çıktınız da kendinize pusula olarak Karunları, Firavunları, Nemrutları aldınız? Halbuki her Nemrut’un bir İbrahim’i, her Firavun’un bir Musa’sı vardır. Bu millet Kenan Evren rejimine boyun eğmemiş, hiçbir baskıya hiçbir zaman eğilmemiş, AKP rejimine de eğilmez. Bu kadar kendilerine güveniyorlarsa hodri meydan, getirsinler sandığı, görelim millet ne diyor. Sandığın dibine gömülecekler. Millet yaka silkmiş durumda. Konya’daki esnaf sokakta masa yakıyor, Trabzon’daki esnaf isyan ediyor, Yozgat’taki işçi ay sonunu getiremiyor, Kayseri’deki iş insanı fabrikayı kapatıyor. Göreceksiniz, sandık geldiği anda AKP dönemi kapanacak. Ne kadar kaçarlarsa kaçsınlar, sonunda millet kararını verecek, herkes boyunun ölçüsünü alacak

Paylaşın:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

× Whatsapp İhbar Hattı