Site Rengi

DOLAR 6,1713
EURO 6,7497
ALTIN 326,8
BIST 111.432
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Yağışlı

“BAŞKAN İMAMOĞLU: İSTANBUL’U TEK KİŞİYLE DEĞİL, BİNLERCE TAKIM ARKADAŞIMLA YÖNETECEĞİM”

necdet saraç
AHA.Erdoğan ve AKP’liler ne söylerlerse söylesinler, 9 yıldır “Suriye politikanız yanlış, yapmayın, etmeyin bu politikalarınız sonuçsuz kalmaya mahkum, terörü de, göçü de, barışı da Suriye yönetimi başta olmak üzere İran’la, Irak’la, Mısır’la oturun konuşun” diyenler bir kez daha haklı çıktılar. Olan bizim askerimize, yoksul ailelerin çocuklarına oluyor… Hiçbir şeyin inandırıcılığı kalmadı! Hamaset gerçekmiş gibi sunulduğu gibi, yalanlar da gerçekmiş gibi sunuluyor… Soçi ve Ankara mutabakatlarında “Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine “evet” dedikten sonra İdlib’e “Türkiye toprağı” uygulaması yapmak gibi… Hulis Akar “iki kere haber verdik” derken, Rusların buna tepki bile vermemesi gibi… Türkiye, “fırtına obüslerimizin göklerden ölüm yağdırdı, F-16’larımız göz açtırmadı” derken, Ruslar, “sınırı geçen Türk savaş uçağı bulunmadığını duyurması” gibi… Birgün savaş ilan eder gibi “rejim güçleri hedefimizde” deyip, ertesi gün “diplomasi kanallarının açık olduğunu” söylemek gibi… Sabah yalnızca Suriye değil, Ukrayna üzerinden de Rusya’ya atar yapıp, akla Akkuyu Nükleer Santrali, Türk Akım Projesi, S-400, doğal gaz ve Rus turistler” gibi önemli konular gelince, daha gün bitmeden o akşam “Bizim Rusya ile şu aşamada bir çatışma ya da bir ciddi çelişki içerisine girmemize gerek yok” diyerek Putin’le görüşmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmak gibi… Bunca yaşanandan sonra artık gerçekleri kabul etme zamanıdır! Olmayanı “olmuş”, yalanı “gerçek” gibi sunmaktan vazgeçilmediği taktirde, yalnızca İdlib’de değil, bölgede daha fazla kan ve gözyaşı döküleceği çok açık… Erdoğan’ın “rejim” diye ifade ettiği Esad yönetimi, onca yıkıma rağmen bu sürecin kazanını olmuştur. İdlib de HTŞ’den temizlenmesi bu ‘zafer’in simgesi olacaktır. Suriye’nin İdlib ısrarında bu gerçek yatıyor. Rusya’nın “asıl patron” olması ise bu gerçeği değiştirmez! Putin’le görüştükten sonra Erdoğan’ın Suriye ordusunun Şubat sonuna kadar gözlem noktası sınırlarına çekileceğini açıklaması “dilekten” öte bir anlam ifade etmemektedir. Siyasal İslamcı terör gruplarının İdlib’de tutunma şansları kalmamıştır. İdlib “düştükten” sonra Suriye’nin süreç içinde Rusya desteğinde diğer bölgeleri de “geri alacağı” bilinen bir gerçekliktir… Türkiye hesabını buna göre yapması gerekir! Hesap bu gerçeğe göre yapılmazsa son günlerde hem Rus basınında, hem de Avrupa basınında yapılan bazı haberlerde görüleceği gibi “Türkiye’nin El Kaide ve IŞİD bağlantı” iddiaları belli ki yeniden ortalığa dökülecektir. Erdoğan ve AKP politikaları bölgede kaybetmiştir. Türkiye’nin elinde kala kala bir tek “Avrupa’ya kitlesel göç kozu” kalmıştır! O kozun da işin doğrusu Almanya dışında başka ciddi bir alıcısı bulunmamaktadır. Kaldı ki İdlib’le ilgili olarak sürekli dile getirilen ve 3-4 milyonla ölçülen rakamların çok abartılı olduğu da ısrarla söylenmektedir. (Bu konuda bölgeyi çok iyi bilen ve 9 yıldır öngörüleri doğru çıkan Ömer Ödemiş’in “İdlib yalanları” başlıklı makalesini okumakta yarar var.) 9 yıllık deney defalarca gösterdi ki, savaş isteği, acıyı, gözyaşını, ölümü ve göçü beraberinde getirdi. Doğru sorunun “Suriyelilerin burada ne işi var” sorusu değil, “Türkiye’nin Suriye’de ne işi var” sorusu olduğu ortaya çıktı! Yalnızca bu nedenle bile, barış isteyenlerin birkaç adım öne çıkması, savaşa ve yalanlara meydan okumasının tam da zamanı… Hep yazdık, yazmaya devam etmeli: Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasal birliğini savunan Türkiye bölgede “siyasi olarak yenildiğini” görmeli ve yeni maceralar aramak yerine Suriye’nin “meşru rejimi” ile anlaşarak, Suriye toprağı olan İdlib’den çekilmeli ve Suriye ile birlikte, AB’nin ve BM’nin de katılacağı “Göç, Terör ve Barış Konferansı” toplamalıdır!
22.08.2019
113
A+
A-

AHA.İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Küçükçamlıca’daki Radyo-TV vericisi şantiyesi, Hasanpaşa’daki kapalı pazar yeri ve Gazhane binası restorasyon alanları ile Kurbağalıdere ıslah çalışması bölgesinde, kurmaylarıyla birlikte incelemelerde bulundu.

İmamoğlu, gazetecilerin sorularını da Kurbağalıdere’nin kenarında yanıtladı. İmamoğlu, “Selden sonra tekrar tatile gitmeniz çok eleştirildi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz” sorusuna, “Biz, eforumuzla, günümüzle, saatlerimizle İstanbul için çalışıyoruz. İstanbul halkı bilsin ki, en üst seviye eforda sürece hakimiz ve çalışıyoruz. Birilerinin anladığı anlamda bir yönetim tarzı ile biz göreve gelmedik. Yani tek kişinin her konuya karar vereceği, tek kişinin talimatla süreci yöneteceği bir anlayışla göreve gelmedik. Bakın birçok takım arkadaşım burada. Benim görevinin başında binlerce takım arkadaşım olacak ve bütüncül akılla bu kenti yöneteceğiz” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Anadolu Yakası’nda inşaatları devam eden 4 projeyi yerlerinde inceledi. İncelemeler sırasında İmamoğlu’na İBB Genel Sekreteri Yavuz Erkut ile Genel Sekreter Yardımcıları Mehmet Çakılcıoğlu, Orhan Demir, Murat Kalkanlı ve Murat Yazıcı da eşlik etti. İmamoğlu ve ekibinin ilk durağı, Küçükçamlıca’daki TV-Radyo Kulesi oldu. Şantiye alanındaki ofiste İmamoğlu’na, yetkililer, görsel ve sözlü sunum yaparak, projeyle ilgili teknik bilgiler verdi. İBB olarak, projeye ulaşım ve çevre peyzajı konusunda destek vereceklerinin altını çizen İmamoğlu, yardımcıların, “Burası, vereceği hizmetin yanında çok sayıda turisti  de bölgeye çekecek cazibe merkezi olacak. Erişimi kısıtlı ve sıkıntılı bir yer. Vizyonel bakmamız lazım. Mevcut yollar buranın kapasitesini taşımaz. Mesela füniküler sistem düşünülebilir. Ayrıca yürüme aksları da düşünülmeli. Masaya hızlıca dahil olup, çevresel düzenlemelere başlayalım” talimatını verdi. Sunumun ardından şantiye bölgesini gezen İmamoğlu ve ekibi, alanda incelemelerde bulundu.

“ORTAK MASADA BULUŞUN”
Heyetin ikinci durağı, Kadıköy Hasanpaşa’daki İBB’ye ait kapalı pazar inşaatı oldu. Burada İmamoğlu’nu, Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı ve Pazarcılar Odası Başkanı Mehmet Emin Yarar karşıladı. İnşaatı bitme aşamasına gelen kapalı pazarda incelemelerde bulunan İmamoğlu, projeyi üzerinden pazarcı esnafının taleplerini dinledi. İmamoğlu, İBB yetkilileri ve esnafın kurulacak ortak bir masada bir araya gelerek sorunlara çözüm bulmasını istedi. Pazar yeri incelemesinin ardından inşaat alanının yakınındaki Anadolu Yakası Pazarcı ve Seyyar Esnaf Odası’na geçen İmamoğlu, pazar konusunun kendileri için çok önemli olduğunu vurguladı.

“PAZAR YERİ SORUNU ÇÖZÜLECEK”
Kentin trafik sorununun belli oranda semt pazarlarından kaynaklandığını belirten İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bu, bizim şehircilik karakterimizi de ilgilendiriyor artık. Pazarcının da 10 yıl sonrasını görmesi lazım. Yoksa bugün konuştuklarımızı yarın çocuklarımız konuşacak. Bu esnafa yakışmaz, bize ise hiç yakışmaz. Çünkü onlardan önce bizim görmemiz lazım. Belki bu esnafı da göçebelikten kurtaracak. Fikrimi söylüyorum sadece, ‘Doğrudur’ demiyorum. Bunu çalışmamız lazım. Bunu pazarcı ile de çalışacağız. Dünyadaki örneklerine bakacağız. Tüketicinin eğilimine bakacağız. Oluşturacağımız ‘Gıda Konseyi’ ve tarım politikalarımızla ilgili kuracağımız masamızın buraya katkısı olacak. Pazarcılığın geleceğini halletmemiz lazım. Pazarlarımız 10 sene öncesinden daha kötü şimdi. Her yerde açıldı. Her yerde açılması marifet değil ki bunun. Pazar yeri sorunu çözülecek. Pazarcı kendisine çeki düzen verecek. Oturacağız, kurallarını koyacağız. Oturacağız, bu işin bir meslek olduğunu insanlara anlatacağız. Pazarcı orada pazarcı olduğunu gösterecek. Elbisesini giyecek. Duruşu onu belli edecek. Ben pazarcı esnafını seviyorum. Pazarcı esnafı kendi işini sevmiyor. İşini sever hale getirmemiz gerekiyor. Bununda bir düzene ihtiyacı var. Bu kapsamda İSYÖN (İstanbul Yönetim Yenileme A.Ş.) nezdinde hızlıca bir çalışmayı isteriz. İSYÖN’’ün önderlik yapacağı bu masa da sizde olacaksınız. Bu iş büyük bir mesele. Basit bir mesele değil.”

“BU İŞİ HIZLANDIRMAMIZ LAZIM”
İmamoğlu ve beraberindeki heyet, üçüncü olarak yine Hasanpaşa’daki Gazhane Binaları Restorasyon alanına geçti. Burada yetkililer tarafından İmamoğlu’na detaylı bir sunum yapılarak şehirdeki gazhanelerle ilgili, tarihi ve teknik bilgiler verildi. Sunumun ardından restore edilen binaları gezen İmamoğlu, kompleks içinde İBB’ye ait “İstanbul Kitapçısı” olacağı bilgisini alınca, “Burada genele hitap eden kitapların da olması gerekir” dedi. İmamoğlu’nun inceleme gezilerindeki son durağı Kadıköy’deki Kurbağalıdere oldu. Yekililer, İmamoğlu ve ekibine, şantiye ofisinde Kurbağalıdere Yoğurtçu Parkı – Kalamış arasındaki Dere Islah İnşaatı’yla ilgili bilgiler verdi. Yetkilileri dinleyen İmamoğlu, Genel Sekreter Yavuz’a, “Bu işi hızlandırmamız lazım” dedi. Sunumun ardından derede incelemelerde bulunan İmamoğlu, daha sonra kameraların karşısına geçti.

“TEDBİRLER ALIYORUZ”
Bugünü saha gezilerine ayırdığını belirten İmamoğlu, “Kurbağalıdere’deki şantiyeyi ziyaret ettik. Su baskınlarında da sorun yaşanan alanlardan bir tanesi. Az önce Kadıköy’de Gazhane şantiyemizi gezdiğimizde sürelerin uzadığını, bitişlerinde belirsizliklerin olduğunu gördük. O nedenle bu alanları özellikle ziyaret ediyoruz. Daha hızlı hareket etmenin gerekliliği üzerinde tedbirler alıyoruz. Çok hızlı olarak hem Kurbağalıdere’yi hem Kadıköy bölgesini rahatlatacağız. Hem de Gazhane’yi faaliyete geçirerek, gerçekten ciddi bir kültürel yatırımı bitirmiş olacağız, halkımıza sunacağız. Bu noktada saha tespitlerimizi yaptık. Teknik bilgi alışverişi gerçekleştirdik. Kadıköy Belediye Başkanımızın bölgedeki tespitlerini masamıza koyduk. Bütüncül bir akılla inşallah her iki alanı da hızlıca İstanbulluların hizmetine sunmuş olacağız” dedi.

“SEÇİME 1 AY KALA İŞE ALINMA ADİL DEĞİL”
İmamoğlu, kendisine yöneltilen, “Medya A:Ş’den 50 kişi işten çıkarılmıştı. Saraçhane’de İBB binası önünde eylem yaptılar. Haksız yere işten çıkarıldığını iddia eden bu kişiler ile ilgili ne söylemek istersiniz” sorusunu, “Yani iddiaları tabi o yönde olabilir. Arkadaşlarımızın çalışmalarının ve tespitlerinin prensipleri var. İş disiplini, iş disiplinine uymama uyma ve işte işe gelmeme gibi bir takım karakteri varsa çalışanların, ona göre uygulama yapıyorlar. Ve tabi özellikle seçim dönemlerinde işe alınmalarla ilgili araştırmaları sürüyor. Çünkü çok adil olmadığını düşündüğümüz dönemler. Seçime 1 ay, 1,5 ay kala, ister bu 31 mart seçimi olsun, ister daha sonraki dönem olsun bu süreçler çok adil işe alınma dönemleri değil. Bu anlamda arkadaşlarımın elbette ki İBB çalışanları üzerinde bir araştırması var. Ona göre işlem uyguluyorlar. Asla kişisel bir tavır veya davranış değil. Her birinin bir prensibi var. Uygun olmadığını düşünenler varsa tabii ki hukuk yolları açıktır” şeklinde yanıtladı.

“ÜST SEVİYE EFORDA SÜRECE HAKİMİZ”
İmamoğlu, “Selden sonra tekrar tatile gitmeniz çok eleştirildi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz” sorusuna da “Aslında insanların konuşacak, mevzu edecek çok konusu var. Burada bir iki karakterin altını çizelim. Birincisi, Ekrem İmamoğlu belediye başkanı. Biz eforumuzla, günümüzle, saatlerimizle İstanbul için çalışıyoruz. İstanbul halkı bilsin ki, en üst seviye eforda sürece hakimiz ve çalışıyoruz. İkincisi, birilerinin anladığı anlamda bir yönetim tarzı ile biz göreve gelmedik. Yani tek kişinin her konuya karar vereceği, tek kişinin talimatla süreci yöneteceği bir anlayışla göreve gelmedik. Bakın birçok takım arkadaşım burada. Benim görevinin başında binlerce takım arkadaşım olacak ve bütüncül akılla, az önce tariflediğim gibi bu kenti yönetecek. O bakımdan bu karakteri herkesin anlaması ve hissetmesi lazım. Son olarak, gittim evlatlarımı gördüm. Son günlerindeydiler zaten. Birini alıp, geri dönmem gerekiyordu. Bu da babalık vazifesi. Bir gün erken geri döndük. Babalık vazifesi gerekli. Aile vazifesi gerekli. Tabi şu dönemde en gerekli olan İstanbul vazifesi. Bu vazifeyi ihmale uğratmadan, görev yapılır bilincini göstereceğiz İstanbul’a. Ailemizin yeri ayrı, işimizin yeri ayrı olacak. Aile fertlerimizin siyasette yeri olmayacak. Onları, orada görmüyorum, görmeyeceğim de. Belki başkaları orada sıklıkla görüyor, benim siyasi mecrada aile fertlerim olmayacağı için böyle bir durumu sonlandırmış olduk. İşimiz var. İşimize odaklandık. Tatili yeterince konuştu kamuoyundaki bazı kişiler. Bence yeterlidir” yanıtını verdi.

“GİZLİ KADIN İTTİFAKI VARSA, BUNDAN HABERİM YOK!”
İmamoğlu’na sorulan son sorusu ise, “Eşinizin de aralarında olduğu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi ve Selehattin Demirtaş’ın eşi bir araya geldiler. Kamuoyunda bu, ‘Gizli bir ittifak ve tabana bir mesaj’ diye yorumlandı…” oldu. İmamoğlu, bu soruyu da “Gizli bir kadın ittifakı varsa, benim ondan bir haberim yok. İçinde ne var bilmiyorum. Sadece 3 hanımefendinin yemek yiyip, sohbet edip dertleşmesi var. Dediğim gibi bilmediğimiz bir kadın ittifakı varsa biz de oturup düşünelim” şeklinde yanıtladı.

Paylaşın:
REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

× Whatsapp İhbar Hattı