25 Haziran 2026, Perşembe 01:14
Son Dakika | GÜNCEL

Türkiye'nin Offshore Rüzgâr Enerjisi Hamlesi Başlıyor

Yenilenebilir enerji stratejisinin önemli bir parçası olan deniz üstü rüzgâr santralleri için yatırım süreci başlatıldı. Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıkları proje alanları olarak belirlendi.

Mithat Yurdakul - Türkiye, yenilenebilir enerji stratejisi çerçevesinde deniz üstü (offshore) rüzgâr santralleri için önemli bir adım atıyor. Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarından oluşan dört bölge, bu projeler için aday alan olarak ilan edildi. Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışmaları doğrultusunda yatırım süreci başlamış durumda.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye’nin ilk büyük ölçekli deniz üstü rüzgâr enerjisi yatırımı için gerekli şartnameyi yayımladı. Proje kapsamında, 1 gigavat kapasiteli deniz üstü rüzgâr santralleri için kullanım hakkı, 49 yıl boyunca geçerli olacak. Santrallerin inşaat süresi de lisansın alınmasının ardından en fazla 3 yıl olarak belirlendi.

Bu santraller için elektrik alım tavan fiyatı olarak 11 sent (dolar) / kilovatsaat, taban fiyat ise 7 sent (dolar) / kilovatsaat olarak belirlendi. Ayrıca yatırım projelerinde yüzde 25 oranında yerlilik zorunluluğu uygulanacak. Şartname çerçevesinde toplamda 1000 megavatlık deniz üstü rüzgâr enerjisi santralleri için bağlantı kapasitesi tahsisi amacıyla yarışmalar düzenlenecek. Rönesans Holding'in bu ihale süreçlerine katılacağı ve Vestas, Siemens Gamesa ile General Electric gibi uluslararası tedarikçilerin de teknoloji ortağı olabileceği ifade ediliyor. İzin süreçlerinin tamamlanmasının ardından, Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgâr YEKA yarışmasının tarihi açıklanacak.

Belirlenen Dört Bölge

Deniz üstü rüzgâr enerjisi yatırımları için yapılan analizlerde, Hatay’dan Karadeniz ve Trakya’ya kadar 19 bölge incelendi. Korunan alanlar, balık göç yolları ve askeri güvenlik bölgeleri gibi çeşitli faktörler göz önünde bulundurularak Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit, proje alanı olarak belirlendi.

Offshore rüzgâr santralleri, deniz akıntılarından etkili bir şekilde yararlanma ve deniz suyunun soğutma avantajlarından faydalanma gibi bazı avantajlar sunuyor. Karasal santrallere kıyasla maliyetleri 2.5-3 kat daha yüksek olmasına karşın, elde edilen enerji miktarı yüzde 30 ila 50 arasında daha fazla değerlendiriliyor. Türkiye'nin 2035 yılına kadar toplam 5 gigavat kapasiteye ulaşmayı hedefleyen proje için gereken yatırım tutarı yaklaşık 15 milyar dolar olarak hesaplanırken, yıllık 1 gigavat kurulum için 2.5-3 milyar dolarlık yatırım gerektiği öngörülüyor.

İlk Santralin 2030'da İşe Alınması Bekleniyor

Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden, deniz üstü rüzgâr enerjisi projelerinde yapılan yatırımların, sadece enerji üretimi değil, aynı zamanda mühendislik ve bakım hizmetleri gibi geniş bir ekonomik ekosistem oluşturacak stratejik bir dönüşüm sağlayacağını vurguladı. Türkiye’nin kendi projelerinin yanı sıra, bölgesel ölçekte ekipman ve hizmet sağlayabilme potansiyeli taşıdığına da dikkat çekti. TÜREB Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman, teknik veriler doğrultusunda Türkiye’nin deniz üstü rüzgâr potansiyelinin 75 gigavat civarında olduğunu belirtti ve ilk 1 gigavatlık kapasite tahsisinin gelecekte daha büyük pazarların kapısını açacağını ifade etti. Eğer takvimde belirtilen tarihler doğrultusunda ilerlenirse, ilk deniz üstü rüzgâr santrallerinin 2030 civarında devreye alınmasının mümkün olduğu duyuruldu. Dünya Bankası'nın değerlendirmelerine göre, 2040 yılına kadar 3.5 gigavatlık enerji kapasitesinin 4 milyar dolarlık ekonomik katkı ve 32 bin iş yılı yaratma potansiyeli taşıdığı tahmin ediliyor. 7 gigavat seviyesinde bir büyüme senaryosunda ise bu katkının 16 milyar dolara ve 110 bin iş yılına kadar ulaşacağı öngörülüyor.