Kütahya’nın merkeze bağlı Lütfiye köyü civarındaki Türkmen Dağı'nda son günlerde etkili olan aşırı yağış ve kuvvetli rüzgar, ormanlık alanlarda büyük bir felakete neden oldu. Bölgenin simgesi haline gelmiş olan asırlık sarıçam ağaçlarının yüzlercesi devrilerek ağır hasar gördü, ortaya çıkan manzara ise görenleri derinden üzdü.
Bölgedeki yıkım, dron görüntüleri ve saha incelemeleri ile daha net bir şekilde gözler önüne serilirken, Lütfiye Köyü Muhtarı Rasim Altıntaş, yaşanan afetin sebeplerini açıkladı. Altıntaş, mayıs başında yaklaşık 30 saat süren yoğun kar yağışının ardından, birçok ağacın aşırı yük nedeniyle kökünden devrildiğini ifade etti.
Kar yağışının ardından yer yer 40 santimetreyi bulan kar kalınlığının, ağaçların üzerindeki yükü artırdığını açıklayan Altıntaş, “Ağaçlar, toprağın yumuşamasıyla birlikte bu yükü taşıyamadı ve devrildi,” dedi. Bu tür zincirleme devrilmeler, bölgedeki doğal yapının da büyük zarar görmesine yol açtı.
Muhtar Altıntaş, bölgedeki ziyanı “katliam gibi” nitelendirerek, birçok asırlık sarıçamın yok olduğunu, bu ağaçların yaban hayatı için de önemli yaşam alanları teşkil ettiğini vurguladı.
İlk tespitlere göre, yalnızca Lütfiye Köyü'nde yaklaşık 15 bin metreküp orman emvalinin zarar gördüğü tahmin ediliyor. Türkmen Dağı genelindeki hasarın ise 50 bin metreküp seviyelerine ulaşabileceği belirtildi.
Altıntaş, devrilen ağaçların zamanında kaldırılmaması durumunda, çevredeki diğer ağaçlarla birlikte yeni bir böceklenme tehdidi oluşturabileceğine de dikkat çekti. İlk etapta bu ağaçların bir an önce değerlendirilmesi gerekliliğini dile getirdi.
Bölgeye sevk edilen orman teşkilatı ekipleri, zarar gören alanlarda incelemeler gerçekleştiriyor. Hasar tespit çalışmalarının ardından devrilen ağaçların ekonomiye kazandırılması için kesim ve satış süreçleri planlanacağı belirtildi. Yetkililer, son yıllardaki doğa olaylarıyla kıyaslandığında, bu sefer meydana gelen zararın çok daha büyük olduğunun altını çizdi.
Doğaseverler ve bölge halkı, Türkmen Dağı’nda yaşanan bu yıkımın etkilerinin uzun yıllar hissedileceğini dile getirirken, yerel yönetimlerin yapacağı çalışmaların bir an önce tamamlanması gerektiği vurgulanıyor.