Katar merkezli haber kaynağı Al Jazeera, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın ateşkes ve savaşın sonlandırılmasına yönelik önerisine gösterdiği sert tepki sonrası Ortadoğu’da gelişebilecek olası senaryoları analiz etti.
Trump, İran'ın yanıtını ‘Hoşuma gitmedi, kabul edilemez’ sözleriyle değerlendirdi ve İran’ı yaklaşık 47 yıldır oyalama politikası izlemekle suçladı.
Iran'ın yanıtı ise dikkat çekici oldu: Türkiye'deki Tasnim Haber Ajansına açıklamada bulunan bir kaynak, “Trump'ın memnuniyetsizliği, genellikle planın daha iyi olduğu anlamına gelir”
Buna ek olarak, İran’ın yanıtını ABD piyasalarının açılışından önce vermeyi geciktirdiği ve bunun ekonomik baskıyı artırmayı hedeflediği savunuldu. Anlaşmanın sağlanmaması sonrası petrol fiyatlarının %3 oranında artış göstermesi, durumu gözler önüne seriyor.
İran tarafı, ABD’nin önerisini 'teslimiyet dayatması' olarak değerlendirerek reddetti. İran’ın talepleri arasında, savaşın tüm cephelerde derhal durdurulması, gelecekte saldırı yapılmayacağına dair güvence, petrol ihracatına yönelik yaptırımların 30 gün içinde kaldırılması, deniz ablukasının sona ermesi ve dondurulan varlıkların serbest bırakılması yer alıyor.
Uzman görüşlerine göre, Washington'un karşısında iki ana senaryo bulunuyor. Eski ABD Savunma Bakan Yardımcısı Michael Mulroy, ilk senaryonun 'Özgürlük Projesi' olarak adlandırılan ve Hürmüz Boğazı’nde uzun süreli deniz operasyonlarını öngören bir plan olduğunu belirtti. Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham da İran’ın yanıtını 'kabul edilemez' olarak nitelendirip daha sert bir yaklaşım gerektiğini vurguladı.
İkinci senaryo ise İran’daki altyapı hedeflerine yönelik muhtemel askeri saldırılar olarak şekilleniyor. Mulroy, bu adımın Tahran üzerindeki baskıyı artırabileceği, fakat İran’ın da bölgedeki enerji altyapılarına zarar verme riski olduğunu, bunun da global enerji fiyatlarını yükseltebileceğini belirtti.
ABD’nin bölgede askeri yığınak yaptığı ve mühimmat transferini artırdığı bilgisi edinildi. Ayrıca, 40’tan fazla ülkenin Hürmüz Boğazı’nda gemilere refakat edebilecek Avrupa öncülüğündeki olası bir görev gücüne katılımını görüşmek üzere toplandığı ifade edildi.
İsrail Başbakanı Netanyahu, Trump ile görüştüğü sırada “savaş henüz sona ermedi” açıklamasında bulundu. Netanyahu, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının taşınması ve füze kapasitesinin sınırlanması gerektiğini savundu.
Öte yandan, İranlı eski diplomat Abbas Hamiyar, ülkesinin 'tehdit altındayken müzakere etmeyeceğini' belirtti. “Direnişin bedeli teslimiyetin bedelinden daha düşüktür”
Çin ile yapıcı bir diyalog ihtimali ise gündemde kalmaya devam ediyor. Trump’ın 13-15 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek Çin ziyaretinde İran konusunu da gündeme getirebileceği, özellikle Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’den destek isteyebileceği belirtiliyor.